Bu tepelerin hoş çizgileri, çarpıntılı yürek üzerinde akşamın eli çok daha fazlasını öğretiyor bana. Sarhoş değilim fakat içinde bulunduğum oda giderek küçülüyor, demek beni bırakıp gitmek istiyorsun! Bak işte bu da öbürleri gibi bir karar. Peki nereye gideceksin? Pinpon topu misali aniden değişen duygular içinde sihirli arabadaymış gibi aklın bu dünyada yol alıyor. Ayakuçlarına basarak uzaklaştığın yıkıntıların arasında yeni bir başlangıç filizlendirmemi istiyorsun, iyi de bu devam eden yaşamdaki ayağa kalkmaktan çok ölümün dirilişini kanıtlamaz mı? Daha büyük yaşam bir başka yaşam anlamına gelmez onun için. Dürüst bir tutum olmaz böylesi. Dün, bugün berbat günler. Aslında ölümün yaşatacağı basit bir son; fakat gerçek bir acıya sahip olacağından şüphem yok. Tüm bu son için hazırlıklar yapılırken, senin dünyamı sarsacak planlar yapabileceğini kim düşünürdü ki? Yüreğimde büyük bir boşluk hissediyorum, güç değil! Oda sıcak ve karanlık, her ateş üzerinde bir duman taşır, dört bir yanda kara dumanlar varken görüşü engellenmiş ben yanan bedenimi nasıl kurtaracağım? Bu gidişle yakın bir gelecekte ya öleceğim ya da yaşamaya devam etmek için uygunsuz olacağım. Neydi son iki gece önce kustuğum; kan! Dirhem dirhem bölündüğümü söylememe izin ver. Bunun bayağı mı, tiksindirici mi, hoş mu yoksa üzücü mü olduğunu düşünecek değilim. Kesinlikle söylemeliyim, burada olgu yanılgıları benimsenmiş, değer yargıları bir kenara bırakılmıştır.