Mahmut

Mahmut
@Mahmuttt_
İzaha muhtaç bi dünya şey..
Oruç ve diğer yükümlülükler..
T. W. Arnold şöyle diyor: "Carlyle'nin dediği gibi, O'nun dini kolay bir din değil. Sıkı bir oruç, yıkanmalar, muğlak ibadet kaideleri, günde beş vakit namaz ve içkiden uzak durma... Bu din, kolay olmayışından dolayı başarıya ulaşmadı." Gerçekten de öyledir. Örneğin namaz, zaruri olan, sabahın çok erken bir saatinde uyanmayı gerektiren yazın gece geç saatte yatmaya sebep olan ve kışın, öncesinde abdest almayı gerektiren, günde beş defa yapılan bir ibadettir. Bu ibadet, dinin temel emridir. Ben diğer dinlerde, böylesine bağlayıcı bir ibadet bilmiyorum. Ya da yazın on beş saatin üzerinde aç susuz kaldığınız bir aylık bir oruç ibadeti, Hristiyanlık ya da diğer dinlerle karşılaştırıldığında oldukça zordur. Ayrıca farzların dışında, hayatın bütününü kuşatan sünnetlerle hedeflenen ibadet düzeyi, sınırsıza yakındır. Bunun dışında içki, kumar vb. keskin haramlar da pek çok dinde bu derece net değildir. Bu yüzden kendi delillerinizi çıkarmak için Kur'an ve hadis okumanıza ve bu bakış açısı ile tefekkür etmenizi tavsiye ediyoruz. Burada saymadığımız ve siyaseten açıklanamayacak tüm mükellefiyetler, Nebi'nin (s.a.v.) iddiasında samimi olduğunu ve gerçekten kendisinin de inandığını gösteren delillerdir. Tüm bu mükellefiyetlerle -haşa- bilerek yalan söyleyen bir yalancı peygamberin gözettiği siyasi maksat ne olabilir?
Sayfa 169·Kitabı okudu
Din
Reklam
Peygamberliğin İspatı
Burada aktarılması biraz güç, ama derin tefekkür edilince anlaşılması mümkün bir başka delil, Nebi'nin (s.a.v.) karakteri hakkında olacaktır. Biz, 23 yıl boyunca -hâşâ- yalan söyleyen ve sahtekârlık yapan hiçbir siyasi figürün, güç eline geçtiğinde, böylesine affedici ve merhametli olmasını beklemeyiz. Bu insan tabiatını bilenlere yönelik bir delildir ve aktarılması güçtür. Biz, her halükârda kavminin dinine, değerlerine muhalefet edip onları nefret ettikleri mükellefiyetlere zorladıktan sonra ahlakına da hem kavlen hem de fiilen muhalefet edilmesinin, bir samimiyet delili olacağını söyleyebiliriz.
Sayfa 184·Kitabı okudu
Din
Paygamberliğin ispatı
Emile Dermenghem: "Kureyş kadınları, Müslüman şehitlerin o cansız vücutlarına, türlü türlü hakaretler ettiler. Bu sadist kadınlar, kendilerine gerdanlıklar bilezikler ve kemerler yapmak üzere Müslümanların burunlarını ve kulaklarını kestiler. Ebu Sufyan'ın karısı Hint, vahşi bir tavırla Hz. Hamza'nın göğsünü yardı ve ciğerini çıkarıp dişleriyle çiğnemeye başladı." Leone Caetani: "Vahşi, Hamza'nın karnını yararak karacigerini çıkarttı. Bunu Hint'e götürdü. Hamza, kendisinin babasını öldürmüş olduğu için intikam hırsıyla tutuşan Hint, Hamza'nın ciğerini aldı, hiddetinden bir parçasını çiğnedi. Sonra yere tükürdü." Emile Dermenghem: "Hz. Peygamber, şehitler arasında, amcası Hamza'yı karnı deşilmiş burnu ve kulakları kesilmiş olarak görünce çok üzüldü." Bu sahneyi hayal edebilir miyiz, bilemiyorum? Sevdiğimiz bir akrabamıza bunların yapıldığını ve ölüsünü burnu ile kulakları kesilmiş ve karnı açılıp ciğeri çıkarılmış şekilde gördüğümüzü hayal edelim. Bunları yapan şahsı, bir başka akrabamız affetse, belki affeden akrabamıza bugün bile kin besleyebiliriz ya da öcünü almak isteyebiliriz. Oysa bugünün ahlak anlayışında affetmek, bir fazilet olarak görülür. Bugün hâkim ahlak tanımlamasına uygun olmasına rağmen böyle bir durumda affetmek, garip görülebilir ya da anlaşılmaz bulunabilirken ya en ufak bir affın korkaklık, adilik ve bayağılık gibi algılandığı Arap toplumunda ne düşünürdü?
Sayfa 181·Kitabı okudu
Din

Mahmut

, 1000Kitap'a katıldı.