Bodley: "Hiçbir Yahudi, Budist veya Hristiyan, dininin bu kadar mucizevi ve akılları durduracak bir surette büyüyüp yayılışına şahit olmadı. Hiçbir dini lider, sağlığında, Hz. Muhammed kadar vazife ve didinmesinin mükafatını görmedi. Allah Teala, peygamberlerin sonuncusunun Hz. Muhammed olduğu gibi dinlerin sonuncusunun da İslamiyet olduğunu bütün àleme iyice belli etmek istiyor gibiydi..."
Sahiden tekrar sormakta fayda var; Dünya onlara ne verdi? Onlar dünyaya ne kattılar? Ne buldular? Ne bıraktılar?
Hodgson: "Müslümanlar, imparatorluklarının topraklarında yaşayan halkları, din değiştirmeye zorlamadılar."
Maxime Rodinson: "Araplar, Avrupa'da, sanıldığı gibi dinlerini zorla kabul ettirmeyi hiçbir zaman denememişlerdir."
Emile Dermenghem: "Tarihte Müslümanların, bir halkı top- yekün bir katliamdan geçirdikleri görülmüş değildir."
Armstrong: "Batılı efsanelerin aksine Hz. Muhammed, dinini kılıç gücüne değil, barış ve uzlaşma kavramını vurgulayan İslam anlayışına dayandırmıştır"
Armstrong başka bir yerde şunları kaydetmektedir: "Batı'da, Muhammed'i, genellikle gönülsüz bir dünyada, İslam inancını zorla yaymak için kılıcını çeken bir savaş lideri olarak görme eğilimindeyiz. Oysa gerçek, bundan çok uzaktır."
Bu emir doğrultusunda, devlet hazinesinden yüklü miktarlarda ödemeler yapıldı. Hristiyanlar Müslümanların reisleri için dua etmişlerdi. Ve dualarında şöyle diyorlardı:
'Allah size, bizi tekrar yönetmeyi nasip etsin. Sizi Romalılar üzerine muzaffer kılsın. Sizin yerinizde onlar olsaydı, bize hiçbir şeyi geri vermezlerdi. Bilakis elimizde kalanları da alırlardı."'