''Bu koltuğa iyi bak'' dedi Kaynamış, ''buna oturmak için yapılanları ve bunun üstünde kalabilmek için yapılan şeyleri bilseydin insan denen varlıktan tiksinirdin.''
''Allah'ı camiye hapsettiler evet. Cami dışında Allah'ın sözünü duyabiliyor musunuz? Mirasta, tartıda, siyasette, mahkemede... Allah yalnızca camide. Caminin içinde olsaydık bana küfür edebilir yahut tekme sallayabilir miydiniz? Demek ki Allah burada, camide. Sadece camide. Hem de kilitli hâlde.''
Ağacın canının yanması kimin umurundaydı ki! Ağaca değil yitirilen gölgeliğe üzülürdü çoğu insan. Ölümü bu kadar hazin kılan, mevtanın ölüm esnasında çektiği acı ve sonrasında kendisini bekleyen çetin sual miydi? Hayır, hayır! Düşünse düşünse anneler düşünürdü bunu. Yalnızca anneler... Ölümün en acı yanı, ölen kişiyi bir daha göremeyecek olmamız gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmamız değilse neydi? Ölene değil, kalana, kendine acımak... Öte yandan da ölen kişi olmadığımız için gizli gizli sevinç duymak... Ölüm! En büyük korku filmi olan ölüm!