Ne yapsan ne söylesen kalbimden silemezsin.
Bu yara derinleşir zamana yenilmez ki.
Biliyorum gitmekten başka çaren yok senin.
Fakat bu aşk fani bir dünyaya eğilmez ki.
Senin o çaresizliğin yaktı benden çok beni.
Parmak uçlarından akıp giden bir hazin nehir.
Gönlüm razı değildir ama anlarım seni.
Senin imkânsızlığın benim gözümde bir ilahî zehir.
Al senin olsun seni benden koparan o kederli zaruret.
Ne bir geçici saadet ne de bir yalancı teselli isterim.
Senin yokluğun bile benim için mukaddes bir emanet.
Zira bu gönül ebediyete dek seninle mühürlüdür misakım.
Sana düşen bırakıp gitmek bana düşen hicranla yaşamak.
Mühürledim bu sonsuz sevgiyi en derin vicdanıma.
Bir gün gelir de küllenmiş umutlar yeniden uyanırsa eğer.
Bil ki kalbimin her atışı ebediyen sana şahittir.
Bu vuslatın bedeli ağır gözyaşıyla yazıldı.
Şimdi her sokak sensizlikten bana kuyu gibidir.
Lakin ruhum bîgâne değil seninle uslandı.
Sen ayrı düşsen bile kalbimiz aynı buyruk gibidir.
Ne vakit güneş doğsa bil ki o ilk ışık sensin.
Benim aşkım dünyalık değil bir manevi rütbedir.
Unutma ki sen elvedayı seçsen de gönül tahtında teksin.
Bu mukadder ayrılık sonsuz sevdamızın en büyük ispatıdır.
Mâhrez
Ay yıldızlı bayrakla, Osmanlı'ya isyan ederek bayrak sahibi olan Balkanlar'daki diğer milletlerin bayrağı arasındaki fark buradaydı. Türk bayrağı rengini, şehitlerin kanından almıştı onların ise mazlumların.