Oğlum doğdu, torununu dedesinin kucağına verdim. Dedesi yaşlı sinesinde,meleklerin giydirdiği yetim bebeğiyle tavafa durdu. Resul ilk tavafındaydı.Kainat tavaftaydı. Zamanın kalbi kabe’deki bu tavafta attı. Tüm zerre Kabe deki bu tavafa aktı. Resul bebek zahirde dedenin kucağındaydı,sırda yüz yirmi dört bin peygamberin elleri üstünde, Arş’ın altında, Rabbin huzurunda tavaftaydı. Cebrail ve tüm melekler tavaftaydı. Resul bebek kalbinde tüm ümmetiyle tavaftaydı… Oğlumun dedesi tavafını bitirdi. Kabe’nin kapısına geldi, Onun kapısına gelircesine. Duaya durdu. Ak düşmüş kaşların gölge ettiği gözlerinden yaşlar düştü ihlas dolu. Yetim torununu Rabbine emanet etti, yaşlı kalbi baba niyetine dua dua döküldü. Sanki yüz yirmi dört bin peygamber duasına “amin” dedi. Melekler amin dedi. Dedenin yufka kalbini incitti yetimliği. Huşu ile huzurda bulunan dede, yetimini yaşlı sinesine bastırdı. Zamanın kalbi durmuştu. An bu anı görebilmek için yarıştı. Dede kucağındaki torunuyla arkasını döndü. Mekkeliler ve oğulları sessizce arkasında bekliyorlardı. Oğullarına tek tek baktı. Hepsinin huyunu suyunu çok iyi bilirdi. Hiçbiri babalarına hürmette kusur etmezdi. Arkasında hepsi suskundu. Sükut hürmetin sırrıydı. Kayınpederim hepsine baktı. Kalbi kalbine benzeyeni, yetimini emanet için en yumuşak kalplisini aradı. Gözleri hepsine bakındı, ama yüreği ona aktı. Hürmet telkin eden merhamet dolu sesiyle seslendi: “Ebu Talib”! Ebu Talib in yüreğine sevinç düştü rahmet düşer gibi… Ebu Talib bu çocuk sana emanetimdir. Unutmaki onun şanı pek yüce olacaktır. Ebu Talip, kardeş ve baba emanetini muhabbetle kucağına aldı. Bağrına bastı. Baş göz üstüne der gibi kokladı, öptü. Dedesi oğluma arka çıkacak, kol kanat gerecek hem güçlü hem şefkatli olan en sevdiği oğlu Ebu Talib i seçti. Ona yetimini