Limanlara uğruyoruz birer birer.
Sevinçli, sonsuz bir hayat olan denizler
limanlarda bitiyor.
Dünya limanlarının çoğunda bugün
ölmek kolay, Yusuf,
yaşamak zor!..
(Nazım Hikmet)
Osmanlı ulemasına kitap denince akıllarına şu üç terim gelirdi: Nimet-Nevbet-Sohbet.
İnsanoğlu Allah'ın kendisine verdiği rızka muhtaç bir varlıktır. Ekmek olmadan yemek olmadan herhangi bir canlının yaşaması mümkün değildir. Aslında genel anlamıyla nimet canlıların yaşamına ferahlık katan her şeydir. İlim talebesi için de kitap çok büyük bir nimettir. Hatta Carullah Efendi
من ألطف نعم الله
Allah'ın verdiği en hoş nimetlerden biridir der kitaplar hakkında.
Bu nimetlerin yanı sıra insanoğlu değer verdiği şeylere gözü gibi bakar adeta onun başında nöbet tutar. Çok sevdiği kişilerin ya da herhangi bir şeyin başucunda vakit geçirmekten zevk alır. İlim talebeleri de değer verilen bir şeyin başında nöbet tutan askerler gibi kitaplarına titiz davranır ve her daim onunla beraber olur.
Bir de insanoğlunun bir özelliği vardır o da şu dünyada sohbet edeceği birtakım nesnelere muhtaç olmasıdır. İlim talebesinin kendine edineceği en faydalı musahip ise şüphesiz kitaplarıdır. Tabi bunun bir üstü de vardır ki o da kitabı nesnellikten daha yüce bir dereceye taşımış olan kitap aşıklarıdır. Zira onlara göre kitap artık müşahhas bir nesne olmaktan çıkmış hayat boyu kendine refakat eden, her daim onunla sohbet edebileceği bir hayat arkadaşı haline gelmiştir.
Allah bizleri kitap aşığı etsin...