Hiç beklemiyordum. O an, sıradan bir andı belki... Günlerden bir gündü işte. Gökyüzü sıradan maviliğini kuşanmış, rüzgâr aynı esintisini savuruyordu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Ama içimde bir şey hiç olması gerektiği gibi olmayan bir şey-yerinden oynadı...
Bildiğim her sessizlik dağıldı. Unuttuğumu sandığım hisler, uyanmak için sadece o ana ihtiyaç duymuş meğer. Yalnız sandığım kalbimde, o küçücük sarsıntı kocaman bir yankıya dönüştü. Adını koyamadım önce. Korku mu, özlem mi, sevgi mi, kırgınlık mı? Belki hepsi bir aradaydı. Ama bildiğim tek şey, içimde bir şeyin kırılmadığıydı.
Aksine... sanki ilk kez, uzun süredir uyuyan bir parçam gözlerini açtı. Titredi, ürperdi ama aynı zamanda yeniden can buldu.
Birinin sesiyle olabilir...
Bir bakışla...
Bir kelime, bir susuşla...
Belki de sadece kalbimin artık susmamaya karar verişiyle.
O sarsıntıdan sonra hiçbir şey aynı kalmadı. Ben aynı kalmadım...
Artık biliyorum ki; bazı duygular sessizce doğmaz. Onlar; içimizde deprem olur. Ve biz, o sarsıntıyla yeniden var oluruz.