Puruşa

Puruşa
O gözlerle görülmeyendir onunla gözler görülür.
Serbest
Üniversite
Diyarbakır
Lice, 4 Nisan 1994
34 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
MÂNA İnsan, âlemin direğidir. Varlığın göz bebeğidir. Mahza, varolu- sun aynıdır [özü'dür]. Bir yüzüğün kaş taşı gibi, yahut bir köp- rünün kilit taşı gibidir. Ki insan, âlemlerin ruhudur. İnsansız Varlık, mutlak bir gayb [gayb-ı mutlak], âlemler ise ruhsuz bir cesed gibidir. Muhyiddin Ibn Arabi ANLAM Insan, ontolojik bir ilkedir. Kezâ insan, bir şey değil bir şahsiye Insanu niteliği içindir ki, sadece insanlar ölür, geriye kalan be şey ise telef olur. Martin Heidegger
Sayfa 40·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BÂTIN Hakk [Varlık] zuhrunun şiddetinden gaîbdir. O, o kadar çok ve her ån o kadar çok şe'nlikle [gerçeklikle] vardır ki, bu çokluk [kes- ret) ülfet nazarına gömülerek örtülmüş olarak kalır. O'nun zev- ki ve neş'esi, Zâtıyla bâtında [örtük/gizli/saklı] kalmak, fiilleri ve tecellileriyle ise zâhir ve açık olmaktır. Hakk bu itibârla Zâtı itibariyle kendisine aittir ve Allâhlığını da kimse ile paylaşmaz; ancak, sıfatları ve Rabblığı ile O, isimlerinin ve sıfatlarının an- lamını (özünü/aynını] ve nedenini [murâdını] gerçeklemiş olan (yaratmış olduğu] varlıklara [mahlükata] aittir. Hakk'ın [Var- lık'ın bu sırlı ve türlü elbiseler ile kendini açık etmesinin semâ-i raksı elbette ki âşıkların gözünden kaçmaz ama kahir ekseriyet [halk] içinde Hakk, sürekli gafletle unutulan ve hakkında hiçbir soru sorulmayan sırların sırrıdır. Muhyiddin İbn Arabi
Sayfa 63·Kitabı okudu
BİRDENBİRE OLUŞ Özsel olarak rûh hâliyle ilintili olan Dasein [Hakk], zaten hep belirli olanakların içine dalmış durumdadır. Olma-olanaklılığı olarak varolan Dasein, belirli olanakların geçip gitmesine olanak vermiş, kendi Varlık'ının olanaklarına dayanmış, onları kavra- mış veya kavrayamamıştır. Ama aslında bu şu demektir: Dasein, sorumluluğunu üstlendiği bir olma-olanağıdır, yani tamamıyla fırlatılmış bir olanaklılıktır. Martin Heidegger
Sayfa 78·Kitabı okudu
"Şurası gerçek, doğru ve kesindir ki, aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler. Mevcut olan her pey bir ve tek olduğu ve bir olandan geldiği gibi, bir olanın düşüncesinden gelmiştir ve bir olandan doğmuştur. Böylece her şey bu tek ve bir olandan uyum sağlayarak [nefes ve nasib alarak ortaya çıkmıştır. O, gök ve yerlerin yegâne hâsıl edici- si ve yaratıcısıdır. O hâsıl edilmemiş ve doğurulmamıştır. O, başlangıçta da vardı. O, her şeyi yaratandır, fakat kendisi ya- Katılmamıştır. O, kendisinden kendisini hâsıl eden [kendisin- dom kendisine tecelli ederek zuhur eden] bir ve tek diri Tanrı'dır." Gnostik-Hermetik Doktrin Hermes Trismegiste, La Table D'emaurade, Les Belles Lettres, Paris, 1995. 35
MUTLAK: FELSEFE TAŞI İnsan-1 Kâmil'in temsili şudur ki, hiçbir kuyu kazıyıcısı açtığı kuyuya su götürmez, su orada zaten vardır ve kuyu kazıcılar sa- dece o suyu oradan çıkartıp halka şifâ niyetine sunmaktadırlar. Yani, insanın kendisini [kendi hakikatini] kendi kabiliyetine vermesi [nefsini bilmesi], yani sâdık bir âşık olmayı seçmesi de işte bunun gibidir. Çünkü, âlemin direkleri olan İnsan-1 Kâmiller de dervişlerinin gönüllerine aşkı götürmezler. Çünkü o aşk-ı ila- hi, Hakk'ın gömüsü olarak zaten orada vardır, ki tüm sâfi cân- ların bezm-i elestte kendi Rabb-i Hâs'ı ile cemâlleşmesi muhak- kaktır. Bu nedenle cânlar/ruhlar umut ve hâl duâsıyla niyâzda bulunurlar ki, gözeleri [ilâhi membâları] bir İnsan-ı Kâmil tara- fından açılsın ve böylece pınarları [âb-ı hayatları] ortaya çıksın. Demek ki ve bilinmelidir ki, bir insanın Hakk'ı, ilâhi aşkı, yâhut bir İnsan-ı Kamil'in simyacılığını seçmesi ve kutlu mürşidin
Sayfa 93·Kitabı okudu