Tepeler ya da yemyeşil sık dallar için hiçbir şey ifade et mezsiniz, bir hiçsinizdir. Bir rolünüz, mevkiniz, hatta kişiliğiniz bile yoktur artık, yollardaki sivri taşları, hafifçe sürtünen uzun otları ve rüzgarın ferahlığını hisseden bir bedenden ibaretsiniz dir. Yürürken dünyanın şimdisi de yoktur geleceği de, sadece sabah ve akşam döngüleri vardır.
Ben keyfimce yürümeyi, canım istediğinde de durmayı se verim. Bana seyyar bir yaşam gerek. Güzel bir havada, gü zel bir ülkede telaşa gelmeden yol yürümek ve yürüyüşün sonunda da hoş bir manzarayla karşılaşmak, onca yaşam tarzı arasında zevkime en uygun olanı.
Kin, güvensizlik ve nefretin kaynağı ilkel vahşilik değildir. Bu duygular, dünyanın yapay bahçesine hapsolmuş bize aşılanmıştır ve o zamandan beri hiç durmadan tomurcuk vermeye, yeşermeye ve tabiatında merhametli yüreklerimizi boğmaya devam etmektedirler.