Hallac karşımda "Sus, ifşa etme sırrı. Aşk sırrında mahremdir. Ben bu mahremi bir kez yırttım, astılar; yetmedi yaktılar, o da yetmedi, küllerimi Dicle'ye savurdular. Sırrım sularda aktı. Sular bulutlara gözyaşı oldu..." diyor.
Günlerden Şems... Çöl gibi ıssızım. Birazdan fırtına kopar. Terk edilmişliğin kokusu gelir kumlardan. Kuşlar üşür titreyen sesimde! Şems gitti ve gelmez oldu. Hasretinden kara toprak içti gözlerim.
Aynı hikayeyi yaşadığımız bir ney'den kalbimize üflediğimiz hüzündür ve tamamı aynı redifle yazılmış bir şiir gibi okutur kendi ömrümüzün deminde... Kalbine tutunarak yaşayan herkes için beşiğin ardından başlar ayrılıklar...
Ne güzel! Derin bir "ah" ile yâd etmek seni. Her güne seni düşünerek uyanmak, her gece seni düşünerek uyumak... Ne güzel! Gelişinle çocuklaşmak, gidişinle ağlamak. Sen ne güzel bir yârsın Şems... Yanmaktan usanmadığım, yanarken seni susadığım. İçtikçe daha fazla susadığım...