Şimdi bir anda bunu yazmak ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. Saat 02.03. Neyse, ben şu anda Gümüş Yürek 1 okuyorum ve sayfa 140’lardayım. Ama cidden bilmiyorum… Yani müthiş ilerliyor ve beni gerçekten çok etkiliyor. O müthiş güzelliği, atmosferi, yazım şekli ve o harika arkadaşlık, dostluk ilişkileri beni okurken ağlatıyor. Cidden, kötü bir şey olmasa bile ağlamak istiyorum. Bunun bir nedeni bu yazıya ve bu sanata duyduğum hayranlık. Bir nedeni de, yazımıyla beni o dünyanın içinde hissettirmesi ama sonra orada olmamanın verdiği hayal kırıklığı ve acı. Cidden ağlıyorum. Şu an yazarken bile gözlerim doluyor. Hayranlık ve sevgiyle dolu gözlerle okuyorum kitabı. Karakterlerin hepsini inanılmaz sevdim. Nos’a aşık oldum hatta; ilk konuştuğu andan itibaren sanırım. Çünkü Nos’a kendimi inanılmaz yakın hissettim. Her açıdan değil ama onun sanata bakış açısı ve düşüncelerini, ben de bir sanatçı ve resim öğrencisi olarak çok benimsedim. Çok hoşuma gitti. Tabii ki ben Nos’tan çok daha hareketli, neşeli ve konuşkan olduğumu düşünüyorum ama bazı açılardan bana çok yakın geldi. Hele nazikliği… Off, cidden ben nazik ve kibar insanlara bayılan biriyim. Ve onun konuşması davranışları beni çok mutlu ediyor. Tabiki Marlo beni çok güldürüyor. Aynı şekilde Zaina da öyle. İkisinin tartışmaları çok komik. Eira ise beni gerçekten üzen bir karakter ama aynı zamanda çok sevdiğim müthiş biri. Onun açısından olduğu yaşadığı duruma bakınca çok canım yanıyor. Zaina’nın yaptığı gibi ona sarılmak istiyorum; hem de uzun bir sarılma. Yorumlarım şimdilik bu kadar. Bu bile bence uzun oldu. Daha birinci kitabın yarısına bile gelmedim ama canım yazarım Damla, beni şimdiden çok etkiledin. Bu kitabı yazdığın için sana teşekkür ediyorum. Seni çok seviyorum.