"Ey kişi! Ben uzun zamandan beri bu dağda bulunuyorum. Kalbimi dünyadan ve dünya ehlinin aşkından soğutup tedavi etmeye çalışıyorum. Bu hususta uzun zahmet çektim. Hayatımı bu yolda harcayıp bitirdim. Geri kalan birkaç günlük ömrümde de bu nefis mücadelesinden kurtulmam için Allah Teâlâ'ya yalvardım. Böylece Allah Teâlâ kalbimi ızdıraptan sükûnete kavuşturdu. Bana vahdet ve tenhayı hoş gösterdi. Sana baktığım zaman, ilk vaziyetime dõnmekten korkuyorum. Benden uzaklaş. Çünkü senin şerrinden, ariflerin rabbine sığınıyorum. Senin şerrinden, âbidlerin dostu olan Allah Teâlâ'ya iltica ediyorum. Sonra dünyada fazla kaldığımdan ötürü hasretler olsun bana!" diye bağırdı ve yüzünü benden çevirdi. Ellerini silkti ve dedi ki:
"Ey dünya! Benden uzaklas! Benim gayrime süslen. Ehlini kandırmaya çalış!"
Abidlerden birisine denildi:
"Sen amma da tenhalığa mütehammilsin?"
Cevap olarak öyle dedi: "Ben tek başıma değilim. Ben Allah Tealâ ile beraber oturanım. Allah Teâla'nin benimle konuşmasını istediğim zaman onun kitabını okuyorum. Ben onunla konuşmayı arzu ettiğimde (kalkıp) namaz kılıyorum."
Hikmet ehlinden birisine denildi ki:
"Zihde ve halvete çekilmek, sizi hangi hedefe doğru kaydırıp götürdü?"
Cevap olarak şöyle demiştir:
"Allah ile ünsiyet peydâ etme hedefine doğru götürdü."