Önsöz
Uygarlık çağının ortasında, yasalar ve gelenekler aracılığıyla, dünyayı yapay olarak cehenneme çeviren ve ilahi kaderi insanlık belasına bulaştıran toplumsal lanetlenme hali devam ettikçe, yüzyılın ilki insanın emeğinin sömürülmesinden dolayı aşağılanması, ikincisi kadının açlık yüzünden alçalması, üçüncüsü çocukların eğitimsizlik nedeniyle yeteneklerinin gelişmemesi olan üç temel sorunu çözülmedikçe, bazı bölgelerde toplumsal baskı devam ederken , daha geniş anlamda yeryüzünde cehalet ve yoksulluk hüküm sürdükçe, böyle kitaplar yararlı olmayı sürdüreceklerdir.
Hauteville-House ,1 Ocak1862
Yörede ona çayırkuşu diye hitap ediliyordu. Lakap takmayı seven halk, kuş kadar küçük olan, titreyen, her şeyden ürken, evde ve köyde her sabah ilk önce uyanan, daha gün ağarmadan sokakları, tarlaları arşınlayan küçük kıza bu adı layık görmüştü.
Ama çayırkuşu hiçbir zaman şakımıyordu.