İbni Sina aşkı, insanın karşı cinsten birinin yüz çizgilerini, el kol devinimlerini ve davranışlarını durup durup düşünmekten doğan sürekli bir hüzün düşüncesi olarak tanımlıyordu...
Umberto Eco
Gülün Adı
“Bekliyorsun, sürekli bekleyişleri art arda ekliyorsun; seni seyrediyorum ve ses etmiyorum çünkü bekleyişin süslü bir imparatorluğu vardır. Umut silinene kadar güçlü bir direnişle dikilirsin tahtında. Sonra düşüş başlar. Başladığın yere dönüş. Kara anaforu bulma isteğiyle delice labirentlerinde acının dört dönmektir dönüş yeniden başlamak üzere düşüşe. Bir ömrün bekleyiş eziyeti içinde kıvranabilmek uğruna başa dönüşün bekleyişiyle geçmesini düşünebiliyor musun? Bu acı arayıştan kim kurtarabilir insanı? Sevgili mi? Dost mu? Boş inanç mı? Ülkü mü?”
derin ekolojistler insan ile doğa arasında
bir düalite kabul etmiş, insanın takınabileceği en ahlaki tavrın doğanın işleyişine
karışmamak olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa Bookchin böyle bir düaliteyi kabul
etmez. İnsan bütünüyle doğal evrimin sonucu olarak toplumsal bir varlık haline
gelmiştir. Tam da bu doğal nedenden ötürü doğaya müdahale hakkına sahiptir.