Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Böylece 1 Temmuz 2016'da toplumda gülmeye ihtiyacı olan kesimlere destek olmak için Gülmek İyileştirir Derneği kuruldu. İlk hedefimiz tabii ki kanser hastaları ve yakınlarıydı.
Şunu gördük; kanserin medikal tedavisi ülkemizde yenilmiş yutulmuş. En iyi doktorlar, el melekesi zirve yapmış hemşireler, tam donanımlı hastaneler, tüm yan etkileri kontrol altına almayı başarmış ilaçlar var. Gel gör ki, kanserli insanın ve yakınlarının psikolojisi üzerine uzmanlaşmış psikologlar, psikiyatristler meydanda yok.
Saçlarım kazınmış olsa bence Bahar da kendisini daha iyi hissetmeyecekti, üstelik gördüğüm insanların, "Geçmiş olsun, kemoterapi mi alıyorsunuz?" sorusunu göğsümde yumuşatıp, "Hayır, ben almıyorum, kızım alıyor, ona destek olmak için öhüğğ" laflarını edecek halim de yoktu. Zaten aklımın bir köşesinde psikiyatristin söylediği sözler de duruyordu, Bahar hasta olanın kendisi olduğunu, bizim hasta olmadığımızı ve ona bakıp iyileşmesine yardımcı olacağımızı bilmeliydi. Hepimizin birden saçkırana yakalanmış gibi dolaşmasının bir faydası yoktu.
Ben gitmesem de iş yürürdü, banyodan sonra nemlendirici sürmesem vücudum kuruyup çatlayarak ortadan ikiye ayrılmazdı. Bahar iğne yapılırken ağlasa da sonra gülerdi, kaşlarımı almayınca kimse etrafımda "tek kaş tek kaş" diye dalga geçmezdi, yattığım yer rahat olmasa da bir yerden sonra uykuya dalardım, Bahar'ın oynamayı çok sevdiği o gür saçları dökülse de yine de benim dünyalar güzeli kızım olurdu...