Maruf

Maruf
"Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır; sevgi de verildikçe artar " (Mevlânâ) " Bilgiyi saklamak cimriliktir; paylaşmak erdemdir " (Sokrates)
Demokrasi-4 (Alırım topumu; işinize gelirse-1)
Irak'ın işgali için gösterilen en önemli gerekçelerden biri, rejimin antidemokratik, aslında zalimce bir diktatörlük olduğuydu. Bir ülkenin benimsemesi gereken rejimin türü hakkında hiçbir uluslararası mevcut değildir.
Sayfa 300·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Demokrasi (3-Yurttaş Kane olmak)
"Civus Romanus sum" [ Ben bir Roma yurttaşıyım] kavramı, yakın geçmişe dek Almanya'daki Türk göçmenler veya tüm göçmenler, hatta İsviçre ve Hindistan'da ikamet edip toprak veya ev satın alamayanlar gibi, aynı topraklarda yaşayan ama eşit hakları paylaşmayan bazı sakin olabileceğini ima eder. Yurttaşlık, kapsayıcı bir kavram olduğu kadar dışlayıcı da olabilir.
Sayfa 299·Kitabı okudu
Demokrasi (2-radyo ve tv'ye karşıyız, kitap oku)
Radyonun siyasi (Rusya'daki gibi) veya finansman aracılığıyla ekonomik denetimi (ABD'de olduğu gibi) yüzünden tanıtımın eşit düzeylerde gerçekleşmemesi de, ideal tercih özgürlük kapsamını sınırlayabilir.
Sayfa 294·Kitabı okudu
Demokrasi (1-Modern hayat böyle, istemeyen köyüne)
İş yerinde hiç demokrasi bulunmadığını öne süren çağdaş iş gücünün üyelerini dinlediğimi hatırlıyorum. Öğrenim kurumlarında çok sınırlı bir demokrasi olduğu kesindir. Fakat çağdaş işyerini, basit tarım koşulları altında var olanla karşılaştırın. İngiltere'de yerel bir fabrikayı ziyarete götürdüğüm Ganalı dostum, bir tezgahın başında dikilip, işyerine girerken ve çıkarken kart basan kadınları gördü. Kendi dilinde bana "Bunlar köle mi?' diye sordu. Onun tarlalardaki emeği, yetke ilişkilerini içermeyen " daha özgür" bir biçimdeydi.
Sayfa 293·Kitabı okudu
Sekülerleşme (Hangi inanç,dogmaya karşı?)
Modernleşmenin bir hedefi, kilise ve devlet arasındaki siyasal düzeydeki ayrıma koşut olarak kilisenin alanının bir yandan genel olarak entellektüel etkinlik ve bilimden ( bilginin en geniş anlamında) öte yandan da ilahiyattan ayrılmasıdır. Sekülerleşme, dini inancın terk edilmesi değil, " din"in "kendi" alanı kapatılması olarak yorumlanır. Tanrı ölmemiştir, ama kendi mekanında, Tanrı kentinde yaşamaktadır.
Sayfa 285·Kitabı okudu