Bana, "Israrcısın," dedi. Ben de
ona, "Eğer buna değen bir şey varsa başka bir yol yoktur," dedim
Bir yıl sonra evlendik. Ve şimdi..." Sesi hıçkırığa dönüştü.
Kolumu beline sardım, "Ve şimdi, hala aşıksın ama o gitti.
"Evet.
"Bu canını mı yakyor?"
"Evet.
"Değer miydi?"
"Ne demek istiyorsun?"
"Onunla geçirdiğin zaman, şu an çektiğin bunca acıya değer
miydi?"
"Şüphesiz.
"Senin adına konuşuyordu ama benim duymam gereken tek şey senin sesindi.
Sen ne söylemek istediğini bilsen de onun egosunu yatıştrmak için arka planda kalıyordun. Sen öyle biri değilsin.
Güneş, ay soğukluğundan endişe etmesin diye sıcaklığını düşürmez."
"Ya yangın çıkarsa?"
"Seni kurtarırım." Gerçekmiş gibi konuşması tek kaşımı kaldırmama sebep oldu.
"Beni kurtarır mısın? Kötü adamların kendilerinden başkasını kurtardıklarını sanmıyorum.
"Sence ben, kötü adam mıyım?"
"Öyle olduğunu biliyorum."
"Her kötü adam, kendi masalının
kahramanıdır."
"Cidden mi?" Kapının yansımasından ona bakakaldım.
"Kahraman?"
"Seni o beyinsizden kurtardım, sana en sevdiğin seylerle dolu
bir kale verdim. Yangın ya da başka bir felaket durumunda senin
için hayatımdan vazgeçmeye hazırım. Bunlara ne diyeceksin?"
Euphoria... hissettiğim
bu duygu, mutluluğa en yakın şeydi ve beni ele geçirmiti. Yapılması gereken tek sey, kullandığ büyünün bir kerelik tadına
bakmaktı.
Euphoria; mutluluğu, coşkuyu, mutluluktan sarhoş olma hissini tanımlayan bir kelimedir.