Little Daisy

today I woke up to a video
that kept my mind busy and still dwells in it. It was saying that you dont have to do more or give more than you have to feel loved and accepted. The only true people in your life are those who choose to stay for who you are and just because of what you are and not what you do or whether you are of use to them. I always felt inadequate and vulnerable, they call it in academia imposter syndrome. Meaning that you never feel that you fit or are enough. Not having the self confidence no matter how far you go in your life. So I carried and still carry the anxiety of doing more, and changing my self or my appearance and only then I will come out and present myself to the society--who always judges your, and observes you as something that is imperfect with flaws and failures--as a full version of myself. But Today the video hit hard. It made me realize that we are all part of the bigger picture, we are part of the whole and as long as we continue existing on this earth, in this world we will never be full, not completely, not to its fullest meaning. We may only expand in our existence and encompass other parts of the whole, or us as part may get closer to the whole and hence make sense of it all but that's the best we can get at.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sonra kendi içime hatta dışıma kapandım
Defterimi karıştırırken-2 Kasım 2022
“Güneşli bir Kasım günü pencereden bakarken 26ıncı yaş günüme 7 günün kaldığını hatırlıyorum ve açıkçası bu kadar hızlı büyümek beni korkutuyor. Zaman bir baş belası gibi üstüme çökmüş başımı ağrıtıyor… ben bugünde kalsam üniversitede kafesinde simit tabağımla, filtre kahvemle, mind,self and society kitabımla ve bir tutam güneş…biraz kalsak böyle hemen 9.30 olmasa, şarkım bitmese, zaman/hayat akmasa… şuandaki ben biraz daha kalsa benle”. Zaman da aktı, üniversite de bitti güneş de gitti. Bugün 28 yaşındayım odamın penceresinden yağmurun yağışını izliyorum ve merak ettiğim tek şey o gün hangi şarkıyı dinlediğim…
I long
For a community that I don’t know I see them from a far And I’m afraid To get closer To know them To know them as they are To lose my object of longing And thus hope I long for a lover that I don’t know And I’m afraid to get closer Or even begin to search for For I might lose my object of longing Hence love and hope
Deliriyorum
gittikçe daha fazla tuhaflaşıyorum...bütün kitaplığımı yatağa serdim, masada yer yok, sabahtan beri bağlantı kurmaya çalışıyorum aynı anda bir sürü şey okumak istiyorum sonra delirme noktasına geldiğimi fark ediyorum ve kendimi dışarı atıyorum, sahile gidiyorum uzunca bir yürüyüşe, kedileri görüyorum her yerde. evden çıkarken kardeşim bana "nereye gidiyorsun?" diye soruyor vitamin D almaya çıkıyorum, güneşleneyim biraz diyorum, "sen delisin" diyor, "gün batımında insan vitamin D almaya çıkar mı?" diye dalga geçiyor benimle. "olsun" diyorum "köşesinden yakalarım ben". Koşa koşa gidiyorum ama sahil boş, güneşi de yakalayamadım. Aslında pazartesiden beri dışarı çıkma düşüncesiyle yatıp kalkıyorum. Bir türlü çıkamadım, iradem el vermedi ya da bedenim bitkin düştü, belki de ikisi. çıkıyorum bir podcast açıyorum sonra bunalıyorum kulaklığı çıkartıyorum ve anla birleşiyorum. Tefekkür etmek istiyorum ama zihnim boş bir levha... korkuyorum aklım boşalıp boşalıp duruyor düşüncelerden, duygulardan, durumlardan...düne dair, bugüne dair, hiçbir şeye dair iz bulamıyorum...eve geliyorum tekrar annemi bakıyorum mutlu. Kendine internetten sipariş verdiği bir elbiseyi giymiş teyzeme gösteriyor, sonra onunla dönüyor ve dans ediyor, salona sonra geliyor ve 1000 bölümlük hint dizisini açıyor beynime biri çekiçle vuruyor gibi hissetsem de o dil haraş seslerle inat ediyorum oturuyorum annem salonda yalnız diye, sonra fark ediyorum ki annemin pek de umrunda değil ya da benim varlığım ve yokluğum o an pek fark etmiyor onun için kalkıyorum ve odama geliyorum Thomas Berhard'ın "Sarsıntı"sını açıyorum kitap akmıyor beni zorluyor mental olarak zaten psikolojik bir kitap ama inatla okuyorum 60 sayfam kalmış prens deli ben de prensle birlikte delirdim galiba, bir yerde şöyle diyor "Fakat beni