Biz az okuyoruz. Oysa kütüphanelerin yaygınlığı, zenginliği ve düzenli çalışması her şeyden önce talep işidir. Kitabı ekmek, su, gömlek ve taşıt aracı derecesinde gerekli görmeyen, gazete bilgisiyle yetinen bir toplumda kütüphaneciliğin gelişmesi konusunda pek ümitli olamayız.
Okumanın verimli sonuçları olan farklı düşünce ve eleştirilere karşı ya ilgisizlik ya da giderek artan dozda bir düşmanlık vardır. Toplumumuz okumak fiilinin sınırlarını dar faydacı bir görüşle belirleme eğilimindedir.
1850 yılında Şirket-i Hayriye vapurları Boğaz iskelerine uğrayarak İstinye’ye ulaşır, geceyi orada geçirip sabah gene aynı yoldan yolcularını toplayıp dönerdi. Vapurla gelip gitmek ve vapur sohbetleri uzak semtler halkının gündelik hayatında bir yenilikti.