Müzeyyen KUTLU

Müzeyyen KUTLU
@MathMuallime
Kerem feyzinden ümit kesme; kerim olan elbette günahları affeder, âşıkları bağışlar. ᭄ꦿ Rabb'inin hatırına sabret. ᭄ꦿ
Osmanlının en meşhur mimarı Mimar Sinan’ın şu hali tezkiye olmuş nefsin nasıl bir yüceliğe ve ahlâkî olgunluğa eriştiğinin en güzel misallerinden birini teşkil eder: Süleymâniye Câmii’nin kubbe hatlarını yazma vazîfesi, Hattat Karahisârî’ye verilmişti. Karahisârî, hatları, câminin ihtişâmına yakışır bir şekilde tamamlamak için fevkalâde bir gayretle çalışmaya koyuldu. Öyle ki, son çizginin son tashîhini bitirdiği an, gözlerinin feri de tükendi ve dünyayı seyir penceresi kapandı. Câmînin inşâsı tamamlanıp da ibâdete açılacağı zaman Kânûnî Sultan Süleyman Han: “–Câmî-i şerîfi ibâdete açma şerefi, onu böylesine muazzam ve muhteşem bir şekilde binâ ve inşâ eyleyen mîmarbaşımız Sinan’a âittir” dedi. Sanatına önce tevâzûyu öğrenmekle başlamış olan Mîmar Sinan ise, zâhirdeki emsâlsizliğini, kalbî olgunlukta da göstererek, o an Hattat Karahisârî’nin fedâkârlığını düşündü ve Sultân’ın sözlerine edeple şu mukâbelede bulundu: “–Hünkârım! Hattat Karahisârî bu câmî-i şerîfi hatlarıyla tezyîn ederken gözlerini fedâ etti; âmâ oldu. Bu şerefi ona bahşediniz!..” Bunun üzerine Kânûnî, büyük bir kadirşinaslık göstererek, orada bulunanların gözyaşları arasında, câmî-i şerîfi Hattat Karahisârî’nin açmasını fermân eyledi
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Fatır 18. Ayet Tefsiri
Âhiret âlemine intikal edildiğinde artık kimin ne kadar günahı ne kadar sevabı olduğu bellidir, nettir. Herkes kendi günahından mes’ul olacak, hiç kimseye bir başkasının günahı sorulmayacaktır. Ancak kötülükte çığır açanlar, hem kendi günahlarından hem de kötülük işlemelerine sebep oldukları insanların günahlarından, sebep oldukları nispette, hesaba çekileceklerdir. Çünkü bu da onların bizzat kendi elleriyle işledikleri günah kapsamındadır. (bk. Ankebût 29/13) Bunun dışında, bir akraba mesela bir anne, baba veya evlat çıkıp günah yükü altında iki büklüm ezilen yakınına yardımcı olmak üzere günahlarından bir kısmını almak istese de bu mümkün olmayacaktır. Yani bırakalım hiçbir fayda ve zararı olmayan putları, dünyada birbirini seven, birbirine yardımcı olan en yakın dostların bile orada biri diğerine yardımcı olamayacaktır. İslâm’a göre sorumluluk ferdîdir. Herkes ölüm, hesap, cennet veya cehennem turnikelerinden tek başına geçecektir. Yine iyi ya da kötü herkes kendi yaptıklarının karşılığını görecektir. Bunun için dünya hayatında nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye etmeye ihtiyaç vardır.
✒O, geceyi gündüze katmakta, gündüzü de geceye katmakta, böylece onları uzatıp kısaltmaktadır. Güneşi ve ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Onların hepsi belirlenmiş bir vakte kadar yörüngesinde akıp gider. İşte bütün bunları yapan, Rabbiniz olan Allah’tır. Her şeyin mutlak mülkiyeti ve hâkimiyeti yalnızca ona aittir. Ey müşrikler! Sizin O’ndan başka taptığınız putlar ise bir çekirdek zarına bile mâlik ve hâkim değillerdir. ✒Onlara yalvarsanız duânızı işitmezler. İşitseler bile size cevap veremezler. Kıyâmet gününde de, sizin onları Allah’a ortak koşmuş olmanızı reddedeceklerdir. Hiç kimse bu gerçekleri sana, her şeyden hakkiyle haberdâr olan Allah gibi haber veremez.(Fatr /13,14)
İki deniz birbirine eşit değildir: İşte şu tatlıdır, susuzluğu keser ve içimi kolaydır; şu ise tuzludur ve acıdır. Bununla birlikte her ikisinden de taze et yer, takınacağınız inci, mercan gibi süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lutf u kereminden rızkınızı aramanız için gemilerin suları yarıp gittiğini görürsün. Umulur ki, bütün bu nimetlere şükredersiniz. (Fatr/12)
Mevlânâ Hazretleri der ki: “Candan, gönülden söylenen güzel sözler, dualar, niyâzlar, yakarışlar, Hakk’a doğru yükselir. Hakk’tan başka kimsenin bilmediği, bir yere ka­dar varır, ulaşır. Temizlenmiş ve arınmış olan nefeslerimiz, hoş sözlerimiz, yücelir, yü­celir, bizden armağan olarak ölümsüzlük, sonsuzluk âlemine varır. Sonra sözlerimizin, niyâzlarımızın sevabı, Allah’ın rahmeti eseri olarak kat kat çoğalarak bize gelir. Sonra da, kul, elde ettiklerine benzer sevabı, tekrar elde etsin diye, Allah bize, yine onlara benzer sözler söyletir. İşte böylece, hiç durmadan, güzel sözler, ötelere yükselir, yücelere gi­der. Karşılığında rahmet iner, bu iki hal, sende, senin varlığında dâima o­lur durur.” (Mevlânâ, Mesnevi, 882-886. beyitler)