"Demek ki çok sevmemiş."
Bir kadın geri dönmediğinde en sık kurulan cümle budur. Çünkü çoğu insan sevgiyi, geri gelme isteğiyle ölçer. Oysa psikolojik gerçeklik çoğu zaman bunun tam tersidir.
Seven bir kadın ayrılığı,
ilişki bittikten sonra yaşamaz.
Ayrılığı çoğu zaman ilişki devam ederken deneyimler.
Önce anlatır.
Kırıldığını söyler.
Bir şeylerin değişmesini umar.
Anlaşılmayı bekler.
Karşılık bulamadığı her seferde,
içinde küçük bir kopuş başlar.
Tepkileri azalır.
Tartışmaları azalır.
Beklentileri azalır.
Dışarıdan bakıldığında her şey sakinleşmiş gibi görünür. Ama gerçekte olan şey şudur: Kadın, duygusal yatırımını yavaş yavaş geri çekmeye başlamıştır.
Psikolojik olarak bu bir korunma mekanizmasıdır. İnsan zihni sürekli incindiği yerde bağ kurmaya devam edemez. Sevgi sürse bile güven zayıfladığında bağ çözülmeye başlar. Bu yüzden bir kadın gerçekten gittiğinde çoğu zaman yeni bir karar almıyordur. Sadece iç dünyasında çoktan tamamlanmış bir süreci dışarı yansıtıyordur.
Ve insan zihni, kendini tehdit altında hissettiği yere geri dönmek istemez. Bu romantik bir tercih değil, psikolojik bir savunmadır. Çünkü kalp bazı insanları bırakmakta zorlanır; ama zihin bir gerçeği gördüğünde geri dönmenin bedelini bilir.
Ve bir kadın gerçekten severek vazgeçtiğinde onu tutan şey artık gurur değildir.
Sadece şunu bilmesidir:
Bazı hikayeler çok sevilir.. ama ikinci kez yaşanacak kadar güvenli değildir.