"artık beni hiçbir şey şaşırtamaz dediğim oldu.
artık beni hiçbir şey üzemez dediğim de oldu. çok
büyük konuşmuşum. hayat, sözümü ve yalnızlığımı
kucaklayan kocaman kollarıyla hala tek şaşkınlığım.
tıpkı masallardaki gibi, biraz önce gibi, sonsuza dek
yanımda kalacakmış gibi..."
"Neye ihtiyacım olduğunu biliyorum. Huzur, dinginlik ve aidiyet. Güneşli bir havada yemyeşil ağaçların arasında hiçbir yere yetişme kaygısı taşımadan ve güvende olduğumu bilerek yürüyormuşum gibi."
“Ne babamızın omzunda ağlayabildik. Ne de anamız üzülür diye derdimizi anlatabildik. Bizi biz büyülttük, biz öldürdük. Gömdük içimize ne var ne yoksa. Anlaşılmasın diye bir de çiçek ektik üzerine. Altı mezarlık, üstü bağ bahçe.”