Gelenek.
Gerçekten de ne kadar ciddi bir tınısı var bu kelimenin! Nasıl bir güce sahip! Kök salmamızı, ayaklarımızın yere basmasını, geçmişimize bakıp kim olduğumuzu görerek umut duymamızı sağlarken, bir yandan da yıkım saçıyor ve her türlü değişimi yasaklıyor.
Başkalarını, geleneklerini değiştirmelerini talep edecek kadar iyi anlayabildiğimi asla iddia bile edemem tabii fakat dünyamızda yaşanan değişikliklere aldırış etmeden o örf ve adetlere sıkı sıkıya bağlı kalmak bana çok ahmakça geliyor.
Çünkü dünyamız sürekli değişen bir yer. Teknoloji ve büyüdeki gelişmelerle, halkların yükselişi ve çöküşüyle, hatta, beliren yarı-elf toplulukları gibi, ırkların karışmasıyla değişiyor. Dünya sabit değil ve algımızın kökleri, geleneklerimiz sabit kalırsa, bence, yok edici bir dogmanın esiri olmaya mahkûmuz demektir.
İşte o zaman o çift tarafı keskin kılıcın daha karanlık olan tarafına kurban gideriz.