Her şeyin bir mevsimi vardır. Evet. Yıkamanın zamanı ve inşa etmenin zamanı vardır. Susmanın zamanı ve konuşmanın zamanı vardır.Evet ,bütün bunlar. Ama başka? Başka? Bir şey, bir şey...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Veya şu taraftan gideriz. Veya artık otobanlarda yürürüz; içimizde bir şeyler biriktirmeye zamanımız olacak. Ve bir gün, içimizde üzüm süre kaldıktan sonra , ellerimizden ve ağızlarimizdan dışarı çıkacak. Ve çoğu yanlış, ama tam yeteri kadarı doğru olacak. Bugün yürümeye başlayacağız sadece ve dünyayı, dünyanın ortalıkta yürüyüp konuşma tarzını, gerçek görünüşünü göreceğiz. Her şeyi şimdi görmek istiyorum. Ve içime girecek şeylerin hiçbiri ben olmayacak olsa da, bir süre sonra hepsi içeride bir araya gelecek ve o zaman ben olacak. Su dış dünyaya bak, Tanrım, Tanrım, dışarıdaki şu dünyaya bak, benim dışımda, yüzümün ötesinde ve ona gerçekten dokunmamın tek yolu onu nihayet ben olacağı yere koymam, kanımda olması ve günde bin çarpı on bin kez pompalanarak içimi turlamasi. Onu sımsıkı tutacağım, asla kaçmasın diye. Bir gün dünyaya sımsıkı tutunacağım. Şimdi bir parmağımın üstünde; bu bir başlangıç.
Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı,derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap , bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, orada sen olursun. Ne olduğun önemli değil,dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyecegi bir şeye dönüştürdüğün sürece, derdi. Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunustadir, derdi. Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir; bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak.
O öldüğünde, aslında onun için değilde yaptığı onca şey için agladigimi fark ettim birden. Ağladım,çünkü onları bir daha asla yapmayacaktı...O öldüğü için kim bilir ne muhteşem oymalar asla yapilmadi, diye düşünürüm sık sık. Dünyada kim bilir kaç fıkra eksik ve dedemin elleri kim bilir kaç posta güvercinine dokunmadı. O dünyayı bicimlendirirdi. Dünyaya bir şeyler yaptı. Onun olduğu gece, dünya on milyon iyi eylemden mahrum bırakıldı.