“Yalnız o zamanlar bu kan meselesinden kimsenin haberi yoktu, aslında benim bile ve hiç kimse de bu yüzden endişelenmiyordu. Fakat şimdi senin için endişelenen biri var, o yüzden ne olursun doktora git.”
“Gelecek ay Prag’a gelebileceğini yazıyorsun. Canı gönülden söylüyorum: Gelme. Bir gün gelmen gerekliliği ortaya çıkarsa ve senden gelmeni istersem bunu hemen yapacağın umudunu bırak bana. Fakat şimdi gelmezsen daha iyi olur zira yine geri dönmek zorunda kalacaksın.”
“Niçin örneğin sandalyende veya masanın başında oturduğun veya uzandığın ya da uyuduğun zamanlar seni, yüzünü bütün açılarıyla seyreden odandaki o mutlu dolap olamıyorum sanki?”
“Oysa ben, sahip olduğum bütün zamanı, sahip olduğum bütün zamandan bin kat fazlasını hatta dünya üzerinde sahip olunabilecek bütün zamanları sadece sana ayırmak isterdim; seni düşünmek için, sende nefes almak için.”
“Bugün Viyana’nın planına baktım, senin tek bir odaya ihtiyacın varken böylesine devasa boyutlarda bir şehir kurmuş olmaları bir an için anlaşılmaz göründü bana.”