"insan bazen kendi içinin kıyısında dolaşır; sanki ruhu bir odada unutulmuş da kapıyı aralamaya cesaret edemiyormuş gibi. dışarıda her şey yerli yerindedir: saat işler, çay soğur, perdeler hafifçe kımıldar. fakat içeride, adı konmamış bir eksiklik, küçük ama derin bir çatlak gibi büyür. kimse bilmez; insan en çok kendi kalbine yabancı kalır. ve bir gün anlar ki, susarak koruduğu şey aslında en çok onu incitmiştir. yine de toparlanır; çünkü kalp, kırıldıkça içinden daha ince bir ışık sızdırmayı öğrenir."