Bütün günahların içerisinde hele bir tanesi var ki;
o hiç affedilmez,silinmez,temizlenmez,ortadan kalkmaz...
Bu günah, tedavisi kabil olmayan ruh afeti,
en büyük düşmanımız;
''Nefsine karşı samimiyetsizlik'' tir.
Günlerdir zihnini meşgul eden şeyleri toparlayıp kağıda dökmenin peşindeyi
Ama ne kalem yazabildi gerçekleri
Ne silgi silebildi anlamsızlıkları
Ne beyaz kağıt yeni bir başlangıca sürükledi
Ne de şair anlatabildi çaresizliğini
Ruhu bu çözümsüzlüğe anlam veremiyordu bedenide aniden olan bu sarsıntıdan bitkin düşmüş bir vaziyetteydi.
İçinde bulunduğu durumdan sıyrılmaya çalışırken ruhunu aydınlatan bir parıltı gördü;
Anlatılır ya hani karnında kelebek uçuşmaları evet şuanda hissettiği oydu
Anlamsız bir şekilde sırıtmaktaydı ve parıltı ona doğru yaklaştı
Merhaba aşk dedi
Yutkundu ne diyecekti düşün düşün...
Merhaba parıltı
Sen dedi sonra
Ruhumun karanlığa sürüklenen noktasında parıldadın, kışın doğan güneş kadar umut saçtın anlayacağın çözümsüzlüğüme çözüm oldun
Sonra Ahh bu masallar nekadar trajik diye kahkahalarını savurdu Boşluğa doğru
Derin bir uyku...
Düşümde
Düşündüm ister istemez
Aklıma takıldı
Yalnızlığın adı
Tam o sırada
Bir sinek
Beni uyandırdı
Gerçek bir sinek
Yalnızlığın adı
Düşümde kaldı
Çocukken ona hep manzara hareket ediyor, o yerinde dururken hızla yanından geçiyor gibi gelirdi. Artık o aldanış geçmişti. Her şeyi geride bırakan kendisiydi.