Davranış, ruhun yen üzerindeki zaferini ifade ediyorsa iyidir; ruh üzerinde ten egemen olursa kötüdür; her ikiside olmazsa, davranış ne iyi ne de kötüdür.
İnsan her zaman yalnızca doğasının gereksinimlerine boyun eğerek davranıyorsa, tıpkı “bilinçli bir otomat” gibiyse, ölümsüz ruha ne gerek var? Çok az zevk tadıp fazlasıyla acı çekmiş olan ve öteki dünyada bunun karşılığını alacağını hayal edenlerin son sığınağı ölümsüzlük de neyin nesi?.
Erdemli diye adlandırılan davranışlar ya da kokuşmuş denenler, küçük dolandırıcıklar kadar büyük özverilerde, çekici davranışlar kadar itici da, tümü, aynı kaynaktan türer. Tümü bireyin doğasının bir gereksinime yanıt vermek içindir. Hepsinin amacı zevk arayışı, bir acıdan kaçınma isteğidir.
Zevk elde etmeye çalışmak, acıdan kaçınmak organik dünyanın genel gerçeğidir. (Başkaları buna yasa diyecektir) hatta yaşamın özü budur. Hoşa giden şeyi elde etmeye çalışmaksınız yaşam bile olanaksız olur, organizma parçalanır, yaşam biter