Din adamı, ilahi yasa olarak adlandırdığı şeye çocuk daha iyi itaat etsin diye, onu ceza yasası düşüncesine alıştıracaktır; avukat da ceza yasasına daha iyi itaat ettirmek için çocuğa ilahi yasadan söz edecektir. Böylece gelecek kuşakların düşüncesi,- otorite ve kölelik her zaman el ele yürüdüğünden- hem otoriter hemde köle ruhlu olmayı sağlayan bu dinsel alışkanlığı, çağdaşlarımızda da gereğinden çok gördüğümüz bu boyun eğme alışkanlığını kazanmış olacaktır.
Kendi ruhlarına da işlenmiş bu karakter ve düşünce köleliğinden, toplumun bir anlık örgütsüzlüğünden yararlanarak, bazılarının dinlenme gereksinimini, diğerlerinin zenginleşme açlığını, bir başkalarının boşa çıkarılmış umutlarını- özellikle boşa çıkarılmış umutları- sömürerek öncelikle çoçuğu eğitim yoluyla egemenlik altına almakla, usul usul yeniden işlerinin başına geçerler.
İnsanlık düşüncesinin tarihi, sarkacın yüzyıllardır sürüp duran salınımlarını anımsatır. Uzun bir uyku döneminin ardından uyanma anı geldiğinde, düşünce, ilgili herkesin- yöneticilerin, yasa kuyucuların, ruhbanların-onu özenle sarıp sarmadıkları zincirlerden kurtulur. Bu zincirleri parçalar.