1000Kitap Logosu
Resim
deli kız derler
TAKİP ET
deli kız derler
@Mbryacm
.. ..
gayrimenkul satış danışmanı
lisans
Türkiye
22 Mart
1855 okur puanı
04 Eyl 2018 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
192 syf.
Öncelikle herkese okunmasını öneririm . Aslında biraz hayıflanarak aldığım bir kitaptı ve canım sıkılmasın diye başladığım bu kitap beni çok ağlattı . Annem öldükten sonra (2003) babam da bakmayınca ve kimse de sahip çıkmayınca bizde iki kardeş esirgemeye verildik . Ve oranın yaşamını az çok bilirim . 2003-2006 yılları arasında esirgemeye çocuğuydum . Pek faZla hatıram yok ,ama evde görmediğim birlik beraberlik ,birbirinin yanında durmak ,sevmek ve saymak işte bunları ben çat pat şekilde esirgemede gördüm . Sonra babam bizi aldı ve yurt hayatı bitti Kitapta Beni en çok etkileyen Gürkan’ın annesizligi ve Mert’in engelli olduğu için babası tarafından terk edilmesi oldu . Bedenler küçük ama dertler büyük . Annesizliklerini gönüllü annelerden gideren ,babasızlıklarını yurt memurlarından gideren bu çocuklar yolun sonunda hepsi iş güç sahibi oluyor . Kimi evleniyor ve anne baba oluyor ,kimisi ise yüksek mertebede devlet memuru . Kitapta bir kısım beni inceleme yazmama yöneltti . Her zaman için kayıplarımla ilgili çok üzülürdüm sürekli sorular sorardım ve cevaplanmazdı . Didem Madak diyor ya “ yapıştırsam da parçalarımın hayatımın Su sızdırıyordu çatlaklarından . Aynen böyleydi ne kadar yaparsam yapayım bir şekilde bir yerde patlak veriyordu . Ve burada kitap okuma programında benimde bir annem ,ablam belkide dostum her şeyim olan birisi oldu . Çatlakları varlığıyla onarılıyor zaten onun o gözlerine bakınca yeniden dünyaya geldiğinizi anlıyorsunuz .
MeRVe
ve sen annem hayata ettiğim isyanımı durdurduğun için ,küçük dünyama güneş olduğun için , hasta olduğumda arayanım olduğun için çok teşekkür ederim iyi ki varsın Neyse gidip kahve yapıyım kahvem geliyoo
Okuyacaklarıma Ekle
400 syf.
Daha önce okumuş olduğum bu kitabın altını çizdiğim yerleri sizinle paylaşmak için listeme ekledim . Aslında kitap daha çok 14-18 yaş grubuna hitap ediyor ama ben okurken zevk aldım . Kendimden çok şey buldum . Kitapta babasini kaybeden bir kızın aşkı ve aşkının taninmazligindan bahsediyor . Okumaya yeni başlayan genç arkadaşlarıma öneririm . Kitapta anneyle olan diyolag beni etkiledi . İnsan bazen yaşamadığı şeyi kitaplarda bulurmus. Benim biraz öyle oldu ..
Mavi Gece
8.0/10 · 2.921 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
213 syf.
29 Aralık günü bir alıntıya rastladım , alıntı şuydu "SESİNLE SESSİZLİGİMİ BÖL NE OLUR " . Kaldım öylece :( kitabı inceledim ,internetten arattım ve yorumlarda bayağı güzel olunca sipariş verdim ve okumaya başladım . - Hasret ve Seher çok eski arkadaşlar ve bu arkadaşlık zamanla yerini dostluğa bırakmış . Herkes mesleğini eline alınca , farklı yerlerde farklı hayatlar kurmuşlar . Seher Türkiye'de kalmış,Hasret ise yurt dışında mesleğini yapan insanlar . Kitabı okurken kendi yarım kalmışlığımı ,kendi onsuzlugumu gördüm . Bu kitap başka ,bu kitap şarkıların kitabı . Hasret yıllardır görmediği dostunun yanına tatile gelmişti , Hasret evliydi ve bir kızı vardı . Seher'in yanına gelirken kızı Meyra'yı bir yakınına emanet edip yola koyulmuştu . Seher'in yanına geldiğinde , Seher'in hali hiç hoşuna gitmemişti ve onu ilk gördüğünde hayatının yolunda olmadığı gözlerinden belli oluyordu . Seher , can dostunu görünce ona sımsıkı sarıldı ve ağlamaya başladı . Bu sarılma Hasrette farklı duygular uyandırmıştı ve ona dönerek " NEDEN AĞLIYORSUN ?" sorusunu yöneltti ve aldığı cevap Hasreti inandirmadi . Seher'in bir yarım kalmış aşkı vardı ve Hasret bunu biliyordu ama içeriğin nasıl olduğu hakkında herhangi bilgiye sahip değildi . Üniversite bitince hayat hepsini farklı diyarlara savunmuştu . Seher bir veteneriner hekimdir , Anadolu'nun bir kasabasında görevini icraa ederken biriyle tanışır ve güzel giden ilişkisi varken birden bire her şey darmaduman olmuştur . Sözleriyle ve icraatleriyle onu bulutların üzerine çıkaran aşkı Fırat ,bir anda bambaşka bir insana dönüşmüştür . Özel günler haricinde sürprizler yapan Fırat yıldönümü gününü bile unutmuştu . Seher yıldönümü gecesinde sabaha kadar Fırat'ı beklemiş ancak Fırat gelmemişti . Fırat eski sevgilisi Sinem'in tuzağına düşmüş ve sevdiğine kadından uzaklaşmıştı . Aradan zaman geçtikten sonra Seher ve Fırat bir araya gelirler o gün içerisinde evde kavga kıyamet kopar ancak Seher'in elinin kesilmesiyle ses kesilir ve o an ilişkilerini noktalamislardir ve son bir geceyi birlikte geçirirler. . Seher kendini kullanılmış olarak hisseder ve ağır bir depresyonun içine girer . Aslında Fırat onun için çok şey anlam.ifade ediyordu . Yarım kalmayacağına inanmıştı çünkü Can adında aşık olduğu bir adam vardı ve yarım kalmıştı . . . Artık Fırat'tan ayrılmıştı ve Fırat ona silinmez izler bırakmıştı . Son gecelerinde yaşadığı birliktelikten sonra Seher hamile kalmıştı ve bebeği aldırmisti , dünyaya gelecek çocuğa yetemeyecekti ve zaten babası madde bağımlısı bir insandı ve ayrılmışlardı . Bebeği aldırdı ,aldirdiktan sonra bir daha anne olmayacağını öğrendi ve bulunduğu kasabayı geri donmemek şartıyla terk etti :( Ankara'ya döndü .( Ah be Ankara keşke sen de güzel anılarım olsaydı ne çok isterdim ) :( Ankara'da kendi halind eyasamaya başlamıştı yemiyor içmiyor sadece sigara ve kahve ile güne başlayıp , günü kapatır hale gelmişti . Hasret gelene kadar . Hasret ne iyi ettin geldin solmuş bir çiçeğe can suyu oldun HASRET :) HERKESİN HASRET GİBİ DOSTU OLMALI :) Hasret Seher'in neden bu halde olduğunu bir türlü çözemiyordu . Seher ise kız yanıma tatile geldi diye derdini anlatamıyordu . Bir gün Hasret dayanamayarak "bugün bir yerlerde kendimizi unutalım mı ? Ne dersin " dedi ve yola koyuldular . Ve yolda Zeki Müren'in o eşsiz şarkısı araba radyosunda çalmaya başlar ." youtu.be/te7b_if_bIs . Şarkıda diyor ya ;"ELBET BİR GÜN BULUŞACAĞIZ" Keşke bedenen (sarılma) buluşma olsaydı . Anılarla buluşmak yarayı her zaman daha çok kanatır çünkü . Seher orda
Taş Masa
' da hikâyesini anlatmaya başladı hasrete biraz dertlestikten sonra eve gitmek istediler ve kalktılar hesap öderken kenarda duran zarflardan birine ilişti gözü zarfın üzerinde yazan CAN KORKMAZ adlı isme takıldı . Olabilir miydi ? Can buranın sahibi olabilir miydi ? Seher bir panikle bana müdürünüzü getirin diye bağırmaya başladı ve oradakiler burada yok deselerde inandiramadilar ve en son bir fotoğraf gösterdiler ve Seher'in umudu bir kez daha yıkılmıştı ,kanayan yüreği daha çok kanamaya başlamıştı :( Eve gittiler ve üzerini çıkartıp.direkt yatağina girdi ve hiç çıkmadı . Biraz zaman sonra Can ve Hasret bir markette tesadüf eseri karşılaştılar . Hasret şoka girmişti 12 yıl boyunca aynı konumda ikametgah edip birbirlerini nasıl görmezlerdi . Can , Hasret ile selamlaştıktan sonra Seher'i sordu. Evlenmiş miydi ,durumu nasıldı ? Hepsini merak ediyordu . Hasret, Seher iyi biraz hasta dedi sadece ve Can ile birlikte evin önüne kadar gittiler . Can , Hasret'e kartvizitini verdi ve dilediğini zaman arayabilecegini söyleyip ayrıldılar . Hasret kartviziti incelerken Asya kahvaltı evi yazısını okudu. Evet, oranın sahibi gerçekten Seher'in Can'ıydı. Peki garsonlar neden böyle bir şey yapmıştı hala akli ermiyordu . Yukarı çıkıp seher'e bir şeyler hazırladıktan sonra Kahvaltı evine tekrar gitti ve Can ile görüşmeye karar verdi . Can , Hasret'in geleceğini biliyordu . Birlikte oturup konuştular , garsonlara yalan söylemesini kendisi tembihlemisti , çünkü varlığı ile Seher'e zarar vermek istemiyordu . Hasret ,emindi kendinden Seher'e iyi gelecek olan Can'dı . Can ise ondan uzak kalmayı istemiyordu ancak buna mecburdu . Can evlenmiş ve Asya adında bir kızı vardı ,eşi ise bir trafik kazasında vefat etmişti . 2- 3 kez Seher ile Hasret taş masaya sertleşmeye ve Canını yakan Can'ı
Taş Masa
'ya gömmeye geliyordu bir gün aniden karşında o varmışcasina konuşmaya başladı ve gereckten karşısında Can varmıs gibi içini akıttı , akıttı ve ne var ,ne yoksa anlattı . Onun bu hali gören Hasret , arkadaşının arkasından iş çevirdiği ve onun canının yanmasına daha fazla tahammül edemeyip söyledi . Seher ,Can buradaydı , yanlış görmedin . Seher ilk başta biraz kizsada yine de kiyamadi arkadaşına . Ordan kalkıp evlerine gittiler ve Can hasrete mesaj atmıştı sonraki gün saat ikide kahvaltı evinde buluşmak istediğini belirtmişti. Hasret, Seher'e yarın seninle bir yere gideceğiz ama nereye olduğunu sorma dedi . Yarın olduğunda Hasret artık Yeni Bir hayata başlamıştı sabah uyandığımda hasrete kahvaltı hazırlamaya başlamıştı, kahvaltılarını ettikten sonra Seher anlamıştı Can ile buluşmaya gideceklerini . Hazırlandılar ve yola koyuldular . Tam saatinde orda oldular ama Can ortada yoktu , geldi,gelecek derken . Can o gün gelmedi ,Hasret büyük bir üzüntüyle Seher'i.alarak eve döndü . Oysa inanmıştı Can'a . Can kızını ve anneisni almak için yolda kaza geçirmişti ve bu yüzden gelememişti . Aradan günler geçtikten sonra Seher , sevdası yüzünden kendisini değil Şehirden , ülkeden sürmekle cezalandirmisti ve son kez
Taş Masa
'ya gelerek anılarıyla son kez vedalaşmak istedi . Seher evden çıktıktan sonra eve Halil ve Kemal geldi durumu anlattılar ve hemen Seher'i bulmaya çıktılar . Seher'e , Can'ın trafik kazası geçirdiğini anlattılar ve Seher onu son kez görmek için hastaneye gitti ve o yoğun bakım ünitesine girdi . Konuştu konuştu ve sevdiği adamın avuç içinden öperek seni unutmadım diye seslendi ve Can sevdiği kadının sesiyle yaşama tekrar bir işaret bırakmıştı . Belkide bundan sonra hep birlikte yaşayacaklar ,kim bilir ? * Hiç aşık oldunuz mu bilmiyorum ama eğer hiç aşık olmadıysaniz ve aşkı tanımlayamiyorsaniz bu kitabı mutlaka okuyun . Ve dilerim hepinizin HASRET gibi bir dostu ,ve kötü yaşanmışlıklarınızı gömeceginiz bir
Taş Masa
'nız olsun . İyi ki bu kitabı yazmışsınız yazarım :)
Taş Masa
7.3/10 · 10 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
384 syf.
Gülseren Budayıcıoğlu'nun okumuş olduğum ikinci kitabıydı. Siz hiç kitaplardan korkar mısınız bilmiyorum ama ben bazen kitaplardan korkuyorum. korkarak başlamış olduğum bu kitabı İyi ki de okumuşum dedim. Ve size ismi s garip geldiği için okumaya başlayacagınızdan eminim. ;) Bazı erkekler vardır kadınla yaşamayı değil ,kadınlar ile yaşamayı severler . Ve böyle erkekler yüzünden " erkek yapar" anlayışının çıktığına şuan adım kadar eminim. Evli olduğu halde kadınlardan vazgeçmeyen ,kalbine değil , dış görünüşüne ve mülküne güvenen Kenan bey senin gibilerin soyu devam etmez umarım . Köyden okumak için Ankara'ya gelen ve hem okuyup,hem de çalışan akıllı ve zeki kız olan Fadi'nin hikâyesi . Gece kulüplerinde çalışıp harçlığını çıkaran ve aynı zamanda kazandığı parayla ailesine bakan bu kız . Kadın düşkünü narsist bir adama kör kütük aşık olur . Kenan bey' in onu yurda bırakması ,ona sıcak davranmasi ve sarılıp onu saçından öpmesi onu derinden etkiliyor ve her geçen gün Kenan beye olan sevgisi ve heyecanı artıyor . Belki bu aşk onu ziyan edecek farkında değil belki farkında ama akıl terazisinde kalbî daha ağır bastığı için kendini tam 10 yıl boyunca sevmeyecek bir adamın sevgilisi olaraktan yaşamaya başlıyor . 10 yıl yalanlar dolanlar ile geçerken Fadi bir gün gerçek anlamda evlenip bir aile kurmak istiyor . Kenan bey olaya sıcak bakar ve Fadi gelinlik bakmaya başlar . Herşeyi hazirken bir akşam Kenan bey' in kolunda nikahlı eşi HANDAN' ı görür ve darmadağın olur. Kendisinin bu ruh halini gören Gülay hanım onu bir psikiyatriste getirir ve olay burada başlar. çevresindeki insanların Kenan bey'in kendisini kandırdığını söylese de Fadi buna bir türlü inanmamıştır . Acı gerçekte kendisi yuzlesene kadar . Psikiyatristi olan Gülseren Budayıcıoğlu , Fadi'yi bu ruh halinden kurtarır ve daha sonra Kenan bey ile görüşmeye başlar ve ikisi arasında geçen diyalogları bir esere dökmeye karar verir ortaya kral kaybederse adlı kitap çıkar. Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum çünkü üniversiteye gidip hem okuyup ,hem çalışmak zorunda kalan ve ailesinden gram sevgi görmemiş bazı kızlarımızın nasıl kaybolup gittiğini görün isterim. Okuyun ki çocuklarınızı ona göre sevin , ona göre manevi değerler katın . Kızlarınızı sevin ki ciğeri beş para etmez insanlardan gördükleri ilgiyi gerçek sevgi sanmasınlar. Keyifli okumalar....
Okuyacaklarıma Ekle
256 syf.
"İnsanın acısını insan alır" ne kadar garip değil mi ? Kalbimize , beynimize ve ruhumuza eziyet veren yine insanken , dermanimizi bile insanda arıyoruz ,garip.
Şükrü Erbaş
sen de nasıl bir kalp vardı ,nasıl bir sevme ve nasıl bir ayrılık acısı çektin böyle , söylesene sevgin kadar mı yandı yüreğin o yüzden mi yazdın bunları ? Kitap içerik olarak ; aşk ,sevgi , yalnızlık ve acılardan oluşan yazılardan ve siirlerden oluşmaktadır .
Şükrü Erbaş
'İn kalemine aşinaysaniz zevkle okuyacağınız bir kitap olacaktır . Her kesime hitap edecek bir türde kitaptır , okumanızı öneririm. Sevmek, insanın en büyük acısıdır (sayfa 74) .. Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık sayfa (132) .. Sevmeyi özledim biliyor musun? Kayıtsız şartsız bir gülüşü. Olur olmaz yerde ağzıma bir öpücüğün konmasını.(19)
Okuyacaklarıma Ekle
44 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.