W•

Örneğin Mike Davis, Los Angeles değerlendirmesinde hızla büyüyen fiziksel şiddet sorununa dikkat çeker. Aslında kişilere ve mallara şiddet ve vandalizm korkusu kapitalizmin maddeci koşullarında yaratılır. Davis, "Kentsel alanı sıcak savaş düzenine sokmak ya da dışlayıcı yaşam çevreleri yaratmak, sistemin karanlık örgütlenmeleri tarafından çoğaltılır,"der.
Sayfa 48 - İNSAN TOPRAĞA DEĞMEKLE İYİLEŞİR
Psikoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Modern şehirde insan, kendi iradesinin ortada görünmediği, çok zayıf ve mutluluğunun hesap edilmediği bir varlık. Pek çok çocuk modern şehir kurgusu içinde tabiata değmeden, tabiata dokunmadan büyüyor.
Sayfa 37 - İNSAN TOPRAĞA DEĞMEKLE İYİLEŞİR
Psikoloji
2007 yılında İngiltere'de yapılan bir çalışma, orta ve hafif depresyonda dışarıda yürümenin antidepresan ilaç almak kadar etkili olduğunu gösterdi. İnsanın kökü topraktadır ve insan toprağa değmekle iyileşir.
Sayfa 36 - İNSAN TOPRAĞA DEĞMEKLE İYİLEŞİR
Psikoloji
Yaşadığımız şehir bizim ruhsal hayatımıza doğrudan etki eder. Yaşanan yer gürültülü, yeşil alanların, sosyal buluşma ve etkileşim imkânlarının az olduğu bir şehirse eğer, insanların daha depresif bir yaşam sürmesi muhtemeldir. Fakat daha insan dostu, yeşil ve sosyal bir şehirse bizler de kendimizi çok daha iyi hissederiz. Amerika'nın bir üniversitesinde bununla ilgili bir çalışma yapıldı. Üniversiteye ağaçlık bir yoldan giden öğrenciler ile şehrin binalarının ortasından giden öğrencileri karşılaştırmışlar. Ağaçlık alandan giden öğrencilerin ruhsal iyilik göstergeleri daha iyi olarak görülmüş. Bir başka araştırmada hastanelerdeki pencerelerin yeşile ve betona bakması ile hastaların iyileşmesi arasındaki ilişki sorgulanmış, yeşile bakan odada yatan hastaların daha çabuk iyileştiği görülmüş. İnsan doğasında yeşile, tabiata bir özlem var. Ben bunu biraz metafizikle ilişkilendiriyorum. İnsan cennetin sürgünüdür, tabiat bir şekilde cennete telmihtir ve insan, asli varoluşunu özlemektedir. O yüzden hepimiz sıkıştığımız zaman kendimizi tabiata atmak isteriz; tabiat bizi rahatlatır, huzu ra kavuşturur. Bugün modern dünyada karşılaştığımız bazı ruhsal sorunların toplumun tabiattan yabancılaşmasıyla alakalı olduğunu düşünen bazı ruh bilimciler var. Ekoterapi denilen bu akım bize tabiatla binlerce yıldır uyum içinde ge liştiğimizi ve beynimizin hava, bitki ve hayvanlarla etkileşim için programlı olduğunu söyler. Endüstri devrimiyle birlikte insanın tabiatla bağı giderek kopuyor, insan fabrika saatinde cisimleşen mekanik zaman tasavvuruna teslim oluyor Güneş ve ayın çevrimlerinin artık ehemmiyeti kalmamıştır.
Sayfa 35 - İNSAN TOPRAĞA DEĞMEKLE İYİLEŞİR
Psikoloji
Sokaktaki şizofreni hastasından mı korkmalıyız, yoksa dünyayı kan gölüne çeviren gözü dönmüş neo-evangelistlerden mi? Dünya kolektif bir deliliğin akıl tutulmasında yaşarken kendisinden başkasına zararı olmayan bir "delilik" bana bir tür protesto gibi görünüyor. "Sizin yalancı normalliğinize kanmıyorum!" der gibi. Kapitalist ekonomi ve şehirleşmenin şizofreni hastalığının seyrini olumsuz yönde etkilediğinin kanıtlandığını biliyoruz. Modern toplumda ruhsal rahatsızlığı dışlayan ve toplumun dışına iten tavırlar, bu rahatsızlıkların kronikleşmesine yol açıyor.
Sayfa 34 - "KÖR KUYULARDA MERDİVENSİZ" KALMADAN
Psikoloji