Hangi tarafımız sahtedir?
Zihnen yüksek bir tahta oturttuğumuz değerlerimiz mi, yoksa bunlarla hiçbir zaman aynı seviyede anılmayacak olan günlük hayatımız mı?
Büyük bir şehirde yalnızca yürümek için bile sayısız medenî malûmat sahibi olmak mecburiyeti vardır. Bütün bu mecburiyetler, düşünmeye başlayan her insanı, kendi varlığının sahici olup olmadığı konusunda akıl yürütmeye götürür.
Ve her başlangıcın, yolun sonundaki murad ettiğin veyahut tâlip olduğun mükafattan mütevellittir. Başlarken aslında çoktan bitirmişsindir. Sadece vesile olucak "var"olmalar için bu yolda sabırlı olmak ve sebat göstermektir.
Bedevîler, “İman ettik” dediler. Şunu söyle: “Henüz iman gönüllerinize yerleşmediğine göre, sadece boyun eğdiniz. Bununla beraber Allah’a ve resulüne itaat ederseniz yaptığınız hiçbir şeyi boşa çıkarmaz; Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”
Hucurât 14. Ayet