Büyük kitlelerin temsil kabiliyeti oldukça sınırlı ve anlayışı dardır. Buna karşılık hafızadan yoksunluk oldukça yaygındır. Bu sebeple, her etkili propaganda çok az nokta üzerinde odaklanmalı ve bunları hiç değişmez bir şablonda belli ilkeler çerçevesinde gerektiği kadar öne çıkarmalıdır ki, dinleyenlerin hepsi ileri sürülen fikri anlayabilsin. Bu ılke terkedilir ve evrensel olmak istenirse, sonuçlar küçültülmüş olur. Çünkü kalabalık kendine sunulan fikri hazmedemediği gibi, aklında da tutamayacaktır.
Basın oldukça önemsiz hatta komik bir olayı kısa bir sürede çok önemli bir devlet meselesi haline getirerek, aslında en önemli bir meseleyi kamuoyunun dikkatinden kaçırıp, unutturma gücüne sahipti.
Bizim şimdiki demokratik parlamenterizmimiz akıllı ve becerikli kimselerden oluşan bir meclis meydana getirmeyi kesinlikle düşünmediği gibi, özellikle de fikir yönünden zayıf olanları tercih etmektedir. Çünkü, bu sürüyü belli bir hedefe doğru yönlendirmeleri oldukça kolay olacaktır. Kelimenin kötü mânâsıyla, "bir parti politikası" ancak bu şekilde yapılabilir. Fakat ipleri elinde tutan kimsenin sorumluluğunu yerine getirme mecburiyeti hissetmeden kendisini güvende hissetmesinin tek yolu budur. Bu şekilde, ülke için her kötü karar, herkesçe bilinen bir namussuz kişinin hesabına yazılmadığı gibi, bütün kötülükler bir partinin sırtına yüklenerek işin içinden çıkılır.
Her şeyin red ve inkar edildiğini duyuyordum. Onlara göre millet, kapitalist sınıfların yarattığı bir olgu; "vatan" ise burjuvazinin işçi sınıfını istismar etmek için kullandığı bir oyuncaktı. "Okul", kölelerden ibaret insan yığınları ve düzene muhafız yetiştirmeye özgü bir kurumdu. "Din" ise, halkı daha iyi istismar etmek için bir araç; ahlak koyunların güdülmesine yardım eden bir sabır ilkesiydi. Onların nazarında pisliğe karışmamış hiçbir şey yoktu.