Gerçekten gönülden gönüle açılan pencere vardır
Çünkü iki beden ayrı veya uzak değildir
İki kandilin çanağı bitişik olmasa da
İkisinin ışığı karışır birbirine havada
Hiçbir âşık durup dururken vuslat istemez
Maşuku o âşığı aramadığı sürece
...
Gönlünde Tanrı sevgisi iki misli olunca
Tanrı da seni sever, kuşku yok bunda
...
Gökyüzü erkek, yeryüzü dişidir akılca
Öbürü ne atarsa, diğeri yetiştirir içinde
...
Gökyüzü zaman içinde döner durur
Karısı için iş peşinde koşan adam gibidir
...
Yeryüzü olmasa gül ile erguvan nasıl biterdi?
Gökyüzünün suyundan, sıcaklığından ne çıkardı?
(Mevlânâ)
İşçi makinenin, memur bürokratik kurumun bir parçasıdır. Artık o, kendisi olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle de önünde topluma uyum göstermekten başka biri olma yolu kalmamıştır.
Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevemez. Hiçbir şey yapmayan, hiçbir şey anlatamaz. Hiçbir şey anlamayan, değersizdir. Oysa anlayan kişi aynı zamanda sever, farkına varır, görür. ...Bir şeyin aslında ne kadar bilgi varsa, sevgi de o kadar büyük olur. ...Tüm yemişlerin bögürtlenlerle aynı zamanda olgunlaştığını düşleyen kişi, üzümlere ilişkin bir şey bilmiyor demektir. (Paracelsus)
Evliliklerin neredeyse yarısı -kısmen de olsa- sanki her insanın sabit bir değeri varmış; gençliğin, güzelliğin, zekânın, statünün ve (özellikle de) servetin hesaplanabilir bir tümlevi varmış gibi "daha iyisiyle takas etmenin" ayartması yüzünden boşanmayla sonuçlanıyor.