Biz, ilk defa bu mübarek topraklara Türk giriyor ve bunu bir uğur sayıyoruz. Emin olunuz, eğer yanınızda şu kafirler olmasa ve burası onların idaresinde bulunmasaydı, şu pek fakir halk sizi aylarca bırakmaz, misafir ederdi.. Bizim Türklere diğer bir muhabbetimiz de siyah ile beyaz insanları ayırmayışları, hepsini Allahın kulu bilişleridir. İstanbulda at, araba ilegezen, altınlara boğulmuş hadımağalarını, buraya gelenler söyleye söyleye bitiremiyor.
Siz Türkler nasıl oluyor da buralara bakmıyorsunuz. Buradan kaç defa rica mektubu yolladık. Kaç defa İstanbula adamlar gönderdik! Hiçbir fayda vermedi... Buradan Türkiyeye giden hadımağaları bizi kurtarmak için uğraşırlarmış. Ve muvaffak olamazlarmış. giden heyetimize hep hediyeler verilir, gönderilirdi. İşte son defa da bu kuranlardan on adet geldi.. Hafız osman hattı osmanbey matbaasında basılmış kuranlar. Ölünceye kadar ben bunları muhafaza edeceğim. Ben Mısırı gördüm. Sizin kudrer ve kuvvetinize hayranım ve eminim ki, bir gün Türk askeri buralara gelecek.. Ve buraları alacaktır. Burada milyonlarca halk var ve hepsi buna duacı
"Eğer bir çocuk öksüz kalırsa kabile halkı o çocuğu annesinin mezarına götürerek mezarın üzerinde boğazlar. Annesizlikten dolayı karşılaşacağı sıkıntılardan hem çocuk kurtulur ve alemi ervahta annesine kavuşur derler. Hem de böyle kalan çocukları boğazlamakla, kendilerinin yapması gereken vazifeyi yerine getirdiklerini düşünürler. "
"İbadetlerinin en kötü yanı, dinsel günlerinde putlarına yakınlaşmak istediklerinde, kurban olarak birtakım insanları boğazlamalarıdır. Meksika halkı ise özellikle esir almak için civarlarında bulunan kabilelerle savaşırlar, aldıkları esiri, bir zaman büyük bir özenle besleyip semirttikten sonra, bunları putlarının yanına götürürler ve orada boğazlayıp etlerini yerlerdi. "