Mehmet Çağımnı

Mehmet Çağımnı
@Mehmetcagimni
Yeni Alternatif Rock tarzı “İçimde Öldü Bütün Baharlar” şarkım YouTube’da yayında. youtu.be/HmX4dgayRto?si=...
İstanbul Üniversitesi - Edebiyat
8 Ocak 2001
102 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
🆕🎶 Yeni Alternatif Rock tarzı “İçimde Öldü Bütün Baharlar” şarkım YouTube’da yayında. 🎶🆕 youtu.be/HmX4dgayRto?si=...
Alıntı
Reklam
Gerçek sandığımız şeylerin büyük bir kısmı, aslında kendi keşfimiz değil; bize usul usul öğretilen, tekrarlarla zihnimize işlenen kabullerdir. İnsan çoğu zaman hakikati aradığını düşünür; oysa çoğu kez yalnızca kendisine sunulan düşüncelerin koridorlarında dolaşır. Bir düşünce ne kadar çok tekrarlanırsa, sorgulanma ihtimali o kadar azalır. Zamanla tekrar, delilin yerini alır; alışkanlık ise gerçeğin. Böylece insan, duyduğu şeyin doğruluğunu değil, ona ne kadar sık maruz kaldığını ölçmeye başlar. En tehlikeli yalanlar, bağırarak söylenenler değildir; fısıltı hâlinde zihinlere bırakılan ve yıllar boyunca usulca büyüyenlerdir. Çünkü insan bazen hakikatin ışığında değil, alıştığı karanlığın içinde kendini güvende hisseder. Bir yalanı bin kere tekrarladığında insanlar ona inanabilir; fakat onu on bin kere tekrarladığında, artık yalnızca insanlar değil, o yalanı söyleyenler de ona inanmaya başlar. İşte o noktada kurgu, gerçekliğin yerine geçer; algı, hakikatin önüne geçer ve insan, kendi zihninde inşa edilmiş görünmez duvarların arasında yaşadığını fark etmeden ömrünü tüketir. Bu yüzden bilgelik, duyulan her söze inanmakta değil; en çok tekrar edilen doğruları bile cesaretle sorgulayabilmektedir. Çünkü hakikat, kalabalıkların alkışladığı yerde değil, çoğu zaman sorgulayan zihnin sessizliğinde saklıdır. Gerçek sandığımız şeylerin çoğu, bize dikte edilenlerden ibarettir. Ve insanın en büyük özgürlüğü, kendisine öğretileni tekrar etmek değil; hakikati kendi vicdanı, aklı ve idrakiyle yeniden arayabilmesidir. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
Mesele doğru insanı bulmak değildir. Asıl mesele, yanlışlarıyla var olan doğru insanla aynı hayatı, aynı nefesi, aynı ruhu, aynı kalbi paylaşabilmektir; kısacası, kusurlarıyla, hatalarıyla ve kırılmış yanlarıyla gerçek bir insanı sevebilmektir. Çünkü sevgi, bir insanın en parlak taraflarına hayran olmakla başlamaz; onun karanlığına tanık olduktan sonra da kalabilmekle anlam kazanır. En zor günlerinde, en kırılgan anlarında, hatta size karşı yaptığı en büyük yanlışların ardından bile onun insan oluşunu görebilmektir. Zira insan, yalnızca erdemlerinden ibaret değildir; yaraları, eksiklikleri ve çelişkileriyle de bütündür. Eğer hayatı yalnızca kusursuzluk ve doğruluk üzerine kuruyor olsaydık, kurduğumuz şey sevgi değil, hesap olurdu. Oysa sevgi, mantığın içinde yaşayan bir olgu değildir. Mantık nedenleri arar; aşk ise bütün nedenleri susturur. Bu yüzden aşkın olduğu yerde kesinlik değil, teslimiyet vardır. İnsanlar birbirlerinin yalnızca ışığını değil, gölgelerini de gördüklerinde ve buna rağmen birbirlerine sırt çevirmediklerinde, işte o zaman aralarında sıradan bir yakınlık değil, hakiki bir bağ doğar. Çünkü gerçek yakınlık, kusursuzlukta değil; kusurlara rağmen sürdürülen sadakattedir. Belki de doğru insan, hiç hata yapmayan kişi değildir. Belki de doğru insan; bütün yanlışlarına, bütün eksikliklerine ve bütün kırılmış yanlarına rağmen kalbinizin onu sevmekten vazgeçemediği kişidir. Çünkü bazen kalp, aklın kusur saydığını kader olarak görür. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
Kendimi bir şey zannetmiyorum. Kendimi bir şey zannettiğimi sandığınız o kişinin bizzat kendisiyim. Zannetmek ayrı, bilmek ayrı; ben biliyorum. Sizler ise zannettiğimi sanıyorsunuz. Herşey benim için kumsaldaki bir kum zerresi kadar. Ben ise okyanusun kendisiyim. Dünya, benim arka bahçemdeki oyun alanımdan başka biryer değil. Kibirli olduğumu düşünenler olabilir; buna itiraz edecek değilim. Çünkü ben alkışlarla büyümedim, eleştirilerle de küçülmem. Hakkımda ne düşündüğünüzü merak etmiyorum. Zerre kadar önemsediğim de söylenemez. Eğer önemseseydim zaten en baştan böyle cürretkâr bir paylaşım yapmazdım. Çünkü fırtına, yaprakların kendisi hakkında ne söylediğini dinlemez. Aslan, koyunların fikirleriyle ilgilenmez. Okyanus da kıyıya vuran köpüklerin hükmüne göre derinleşmez. Bugün buna kibir dersiniz. Yarın başarı dersiniz. Öbür gün vizyon dersiniz. İnsanların değişen isimleriyle uğraşacak kadar küçük hedeflerim yok. Benim yolum, tabelalara göre yön değiştirecek bir yol değil. Ben yürürüm. İsteyen izler. İsteyen eleştirir. İsteyen anlamaya çalışır. Ama hiçbirinin sesi, ufuk çizgisinden daha uzağa ulaşamaz. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı