Mehmet Çağımnı

Mehmet Çağımnı
@Mehmetcagimni
Yeni post-punk tarzı “Sayko Evans” şarkım YouTube’da yayında. youtu.be/tiPW2DzvqKU?si=...
İstanbul Üniversitesi - Edebiyat
8 Ocak 2001
100 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kendimi bir şey zannetmiyorum. Kendimi bir şey zannettiğimi sandığınız o kişinin bizzat kendisiyim. Zannetmek ayrı, bilmek ayrı; ben biliyorum. Sizler ise zannettiğimi sanıyorsunuz. Herşey benim için kumsaldaki bir kum zerresi kadar. Ben ise okyanusun kendisiyim. Dünya, benim arka bahçemdeki oyun alanımdan başka biryer değil. Kibirli olduğumu düşünenler olabilir; buna itiraz edecek değilim. Çünkü ben alkışlarla büyümedim, eleştirilerle de küçülmem. Hakkımda ne düşündüğünüzü merak etmiyorum. Zerre kadar önemsediğim de söylenemez. Eğer önemseseydim zaten en baştan böyle cürretkâr bir paylaşım yapmazdım. Çünkü fırtına, yaprakların kendisi hakkında ne söylediğini dinlemez. Aslan, koyunların fikirleriyle ilgilenmez. Okyanus da kıyıya vuran köpüklerin hükmüne göre derinleşmez. Bugün buna kibir dersiniz. Yarın başarı dersiniz. Öbür gün vizyon dersiniz. İnsanların değişen isimleriyle uğraşacak kadar küçük hedeflerim yok. Benim yolum, tabelalara göre yön değiştirecek bir yol değil. Ben yürürüm. İsteyen izler. İsteyen eleştirir. İsteyen anlamaya çalışır. Ama hiçbirinin sesi, ufuk çizgisinden daha uzağa ulaşamaz. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
Kalabalıklar; içsel kaygıların, düşüncelerin, planların en gürültülü biçimidir. İnsanlar arasında yürürken bile kendi mezarındasın. Kimse kimseyi duymaz, herkes kendi çığlığıyla sağırdır. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
“İnsan aslında tek bir hayat yaşamaz. Her insanın içinde seçeneklerle dolu yaşamlar vardır: Aklının seçtiği hayat ve ruhunun ait olduğu hayat. Beden çoğu zaman aklın kurduğu düzende yaşar; fakat ruh, seçilememiş ihtimallerin kuşatıldığı hayatın içinde kalmaya devam eder. Hayat bize yüzlerce seçenek sunar. Aklımız bu seçenekler arasından yalnızca birini seçer ve onu yaşarız. Diğer seçilmemiş hayatlar ise sadece içimizde yaşamaya devam eder. Eğer insan aklıyla kendisi için en doğru hayatı seçemezse, bedeni bir hayatta yaşadığını sanarken ruhu, kendi bedeninde yarattığı hapishanesindeki parmaklıklar arkasından bambaşka seçeneklerin sunulduğu hayatı izlemeye devam eder.” (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
“Bebeklerin daima masum olduğunu söylerler. İnsanlar beşiğin içinde yatan o küçücük tatlı bedene bakar ve orada lekesiz bir iyilik gördüklerine inanırlar. Fakat belki de gördükleri şey masumiyet
Alıntı
Arzular, insan ruhuna geçirilmiş görünmez zincirlerdir; insanı, dibine asla ulaşılamayan karanlık kuyulara sürükleyen paslı prangalar… İnsan denilen varlık ise açlığını hiçbir çağda bastıramamış lanetli bir varlıktır. Elde ettiği her şey, içinde büyüttüğü boşluğu doyurmak yerine daha da derinleştirir. Çünkü insan, sahip oldukça eksilen; tattıkça çürüyen bir varlıktır. Onlar, her yeni arzuyu kendi çürümüş benliklerine sunulmuş bir ödül gibi kutsar. Bir önceki yetmez, daha fazlası gerekir. Daha büyük güç, daha fazla haz, daha yoğun tatmin… Fakat hiçbir zafer, içlerindeki o çürüyen uçurumu kapatamaz. Her tatmin, bir sonrakinin iştahını doğurur; her doyum, daha büyük bir açlığın habercisine dönüşür. İnsanlığın trajedisi tam da burada başlar: Arzuladığı her şeye yaklaşırken, kendi hiçliğine biraz daha yaklaşır. Çünkü bu dünyada arzuları susturabilecek mutlak bir doyum yoktur. Ne servet, ne şehvet, ne kudret, ne de zaman… Hiçbiri insanın içindeki o dipsiz karanlığı dolduramaz. Arzuların gerçekten sustuğu tek an vardır: Varlığın tamamen söndüğü, benliğin çürüyüp yokluğa karıştığı o nihai sessizlik… Çünkü insanın arzularını bütünüyle doyurabilecek tek şey, sonunda yok olmasıdır. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı