" Güç emmek konusunda sınırları zorlayanlar, karşısındaki insanı zihinsel ve duygusal olarak kontrol altına alanlar, kurbanlarını kendilerine bağlı ve itaatkâr hale getirenler, onlara efendilik edenler güce en fazla ihtiyaç duyanlardır. Yani en güçsüz, en özgüvensiz olanlardır..."
" Manipülatör, her zaman baskın olan taraftır ve sürecin sonunda mutlaka haklı çıkar, karşı tarafa özür diletir, mahçup eder, köşeye sıkıştırır, yetersiz, akılsız ve suçlu hissettirir."
Kendine yabancılaşan insan, idealize ettiği güce daha büyük yakınlık duyar ve bağlanır. Kendine güvenini yitirdiğinde idealize ettiği kişiye güvenir, ona sığınır.
Kendinde kaybettiği herşeyi onda bulduğu için ancak oradayken hayatta kalabileceğine inanır. Onun olmadığı her yer risktir, yalnızlıktır, belirsizdir, korkutucudur. Belirsizlik içinde kalmaktansa ıstıraplı da olsa bir belirlilik içinde olmayı tercih eder..."
" İlişkilerde güçlü tarafın otoritesini güvenli bulan ve bu alana köle gibi sığınan taraf, aslında psikolojik bir işkencenin mağdurudur. Kim olduğunu unutmaktadır. Sınırlarının ihlal edildiğinin farkında olmadığı gibi onu sevdiğini ve koruduğunu düşündüğü güçlü tarafa (otoriteye) layık olabilmenin kaygısı içindedir. İçsel (duygusal) zayıflığından ve güçsüzlüğünden dolayı otoriteyi idealize etmektedir. Bu otorite tarafından kabul görmek, sevilmek, korunmak, onun hayatının bir parçası olmak neredeyse Tanrı' nın bir lütfudur artık..."