Okuduktan sonra asla eski sen olmayacaksın!!!!
Bazı kitaplar sizi ilk cümlede yakalar, bazılarıysa son sayfayı kapattığınızda uzun süre konuşamayacak hale getirir. Lucas Viator’un Işıkla Gelen Kader romanı, işte bu iki olguyu sonuna kadar yaşatan türden. Okurun kalbinde sessizlik yaratıyor — ama bu sessizlik, yankısı günlerce süren bir sessizlik.
Yüzeyde kader, bilim ve insan arasındaki çatışmayı anlatıyor gibi görünse de, satır aralarında bambaşka bir şey fısıldıyor: "Bize anlatılanlar ne kadar gerçek?
Viator, klasik bilimkurgu anlatılarından çok daha fazlasını sunuyor. Genetik kodlar, kuantum olasılıkları, bilinç- öz irade gibi karmaşık konuları birer felsefi sorguya dönüştürüyor. Ancak tüm bunları sadece teknik bir dille değil, insanın ruhuna dokunan bir sadelikle anlatıyor. Cümleleri ne fazla ne eksik. Her kelime, bir düşüncenin ağırlığını taşır gibi yerli yerinde duruyor.
Romanın temposu baştan sona mükemmel bir dengede. Başlangıçta tansiyon, aksiyon o kadar stabil kurgulanmış ki elinize alır almaz, bir daha bırakamayacağınızı iliklerinize kadar hissettiriyor, ve ilerledikçe o kurgui altında yavaş yavaş büyüyen bir gerilim hissediyorsunuz. Viator, gerilimi asla gizemle şişirmiyor, duyguyla boğmuyor. Sadece iç dünyanızda bir titreşim yaratıyor. O titreşim sizi sadece hikâyenin içine değil, kendi zihninizin derinliklerine de çekiyor.
Kitabın karakterleri, sadece kurgusal figürler değil; sanki her biri kendi içimizde bastırdığımız bir yüzün yansıması. Onların ikilemleri bizimkiler. Onların korkuları, biz fark etmesek de kendi korkularımızın yankısı. Viator, karakterlerini konuşturduğu kadar susturmayı da biliyor. Ve o sessizliklerde, her zamankinden çok daha fazla anlam saklı.
Yazarın kalemi son derece zarif ve anlaşılır ve bir o kadar sürükleyici. Okurunu
Kitap gayet sürükleyici bazı şeyleri tahmin ediyor gibi geliyor sonrasında güzel bir ters köşe ile final yapıyor bu tarz finalleri sevenlerin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.