Filistinli çocuklarda biliyordu...
Biliyorlardı hayatın güzel olduğunu... Haksızlıkları da biliyorlardı ama..
Direnmek gerektiğini de..
Öfkeyle, kıpkızıl, kılıç gibi bir güçle direnmeyi...
Direnmek gerekir bazen çünkü..
Bir meydan savaşı gibi yürümek..
Bir savaş gibi savaşa yürümek, ne olursa olsun diyerek.
Sonsuzluğun kapıları bir gün hepimizin önünde açılacak... Bu zulme bir yeter demek için zafere ya da kim bilir sonsuzluğa yürümek...
"Beraber olduğun iyi arkadaşla, kötü arkadaş şuna benzer: Kötü arkadaş, ateş körükçüsüne, iyi arkadaş da güzel koku satıcısına benzer. Koku satıcısı; ya o kokudan sana verir ya da satın alırsın. Satın almasan ve sana vermese bile, ortamdaki güzel koku sana ulaşır ve o kokudan faydalanırsın. Ateş körükçüsü ise, ya ateşi körüklemesi sebebiyle, elbiseni yakar, yakmasa bile dumanı, isi ve kötü kokusu sana ulaşarak bulaşır."
Düşünceler gayeyi doğurur. Gayeler eyleme dönüşür. Eylemler alışkanlıkları oluşturur. Alışkanlıklar da karakter haline gelerek kaderimiz olur.
Lucius Annaeus Seneca
Gerçekler üç adımda gelir: Önce alay edilir. İkinci olarak, şiddetle karşı çıkılır. Son olarak, ' Zaten belli olan bir şey' denir ve kabul edilir.
Arthur Schopenhauer