Yoksul havayı koklayıp, "Oysa burası sıcak çorba kokuyor"
diyor.
Zengin, "Benim evim çorba kokmaz; evimde kimse çorba pişirmez. Koku komşulardan geliyor ya da sizin düşünüzdeki çorbanın kokusu bu! Siz yoksullar, aklınız fikriniz midenizde. Bu yüzden de hiçbir zaman paranız olmaz. Kazandıklarınızın tümünü çorbaya ya da sucuğa yatırırsınız. Domuzsunuz sizler.İşte şimdi de sigaranızın külüyle parkemi kirletiyorsunuz! Defolun, kaybolun, gözüm görmesin sizi!" diye bağırıyor.
Zengin kapıyı açıyor, yoksula yapıştırıyor tekmeyi, zavallı kaldırıma yuvarlanıyor.
Zengin, kapıyı kapatınca bir tas çorbasının başına geçiyor; ellerini birleştiriyor: "Aziz İsa, verdiğin nimetlere hamdolsun."
Bir anda yok olsaydım, keşke orada kalsaydım" diyor
oturduğu sıradan.
Bir başka kadın: "Hiç memnun olmazsınız. Hastanede ölürken gördüklerim hep 'Ne durumda olursam olayım yaşamak isterim, evime döneyim, karımı, annemi, nasıl olursa olsun göreyim, biraz daha yaşayayım' diyorlardı."
Bir adam: "Sen kapa çeneni. Kadınlar savaşta bir şey görmediler."
Kadın: "Görmediler mi? Salak! Bütün yük, keder bizde: Çocukların beslenmesi, yaralıların bakımı. Savaş bitince siz hepiniz kahraman oluyorsunuz. Ölünce kahraman, gazi olunca kahraman, malul olunca kahraman. Bu yüzden savaşı siz erkekler yarattınız. Sizin savaşınız bu. Siz istediniz, dövüşün öyleyse, kıçımın kahramanları!"
"Neden üniformanız yok?" diye soruyoruz, "Bütün gençlerin üniformaları var. Hepsi asker."
"Artık asker olmak istemiyorum."
"Düşmanla savaşmak istemiyor musunuz?"
"Kimseyle savaşmak istemiyorum. Düşmanım yok benim.
Evime dönmek istiyorum."