‘’O dayanma gücü ki, kaderin bize güldüğü anlarda,
Meydana çıkmaz; çünkü o zaman,
Cesurla korkak, akıllı ile aptal, bilginle bilgisiz,
Sağlamla gevşek, bir soydanmış gibi görünür.
Ama kader kaşlarını çatıp da,
Ortalığı rüzgara fırtınaya boğdu mu,
İnsan değeri, geniş ve kudretli bir nefesle,
Tozu dumanı dağıtıp, bütün parlaklığı ile belirir;
Ağırlığı, özü olan ne varsa, tam değeriyle, tertemiz,
Meydana çıkar.’’
‘’Yeryüzünde girişilen işlerin hiçbirinde,
Ümidin cömert vaatleri yerine gelmez kolay kolay.
En büyük işlere türlü engeller, belalar musallat olur;
Tıpkı gürbüz çam ağacının, dümdüz büyüyecek yerde,
Özünde peydahlanan düğümler, budaklarla,
Bir o yana, bir bu yana,
Kıvrana kıvrana gelişmesi gibi.’’
‘’Peşine düşülen kadın, bir melek görünür erkeğin gözüne;
Elde edilmeye görsün, her şey biter.
Asıl zevk bir şeyin peşine düşmekte.
Bunu bilmeyen kadın, hiçbir şey bilmiyor demektir:
Erkek, elde edemediğini, olduğundan güzel görür.
Aşkın en tatlı demi, arzunun tutuştuğu demdir.
Yeryüzünde hiçbir kadın bunun aksini söyleyemez.
Böylece, aşktan aldığım öğüt şudur benim;
Ele geçtin mi kölesin, geçmedikçe sultan.
İçimdeki aşk ne kadar taşkın da olsa,
Gözümde damlasını görene aşk olsun!’’