Bazı şeylerin yokluğu varlığından daha çok anlam ifade etmeye başlayınca her şey biraz daha anlamını kaybediyor. Kesiksiz bir özlemin yerini dolduramıyor hiçbir şey. Ben sanki bir duvarım ve ardımı göremiyor kimse sanki öyle bi ıraktayım ki kimseler el uzatsa bile uzanamıyorlar. Kendini o kadar kimsesiz bırakmış ki bir yanım oranın boşluğunu dolduramıyorlar dolmuyor. Kendimi sevilmeyeceğine öyle inandırmış ki kimseye sevme gözüyle dahi bakamıyor. Sanki o bir kuş ve çırpınıyor uçmak ve yaşamak için kanatlarına ağırlık yapan yükü atmak istiyor ama yaralanmış ve atmak daha da zorlaşıyor. Onunla uçacak kanadını iyileştireceğini söyleyen kimseye güveni yok o sanki dünyanın en yalnız insanı duvarın ardını izliyor kendi benliğinde.bu aralar kendisinden kaçıyor konuşmuyor bu onu kendisinden çok uzaklaştırıyor hayattaki isteklerini unutturuyor fakat düşünmesi ve duygu hissetmesi gereken yaşı kaybettiğini hissediyor. Onun yolu yarım kaldı.