Mehmet oktay

Mehmet oktay
@Memet33uzun
İnstegram/mehmet oktay
11.29👌 Torino'da 1889'da hayatının dönüm noktasına yürüdüğünü bilmeyen Nietzsche, şehri dolaşırken bir faytoncunun atını kırbaçladığını görür... At o kadar yorgundur ki kırbaç darbelerine tepki veremez halde yere çökmüştür... Nietzsche, koşarak atın yanına gider, boynuna sarılır, ağlayarak ata bir şeyler söyler, bilincini yitirir ve bayılır... Bayılmadan önce ata "Anne, senden özür dilerim" veya "Anne, ben bir aptalım" dediği rivayet edilir... Bu olaydan sonra tam on yıl kimseyle konuşmaz ,dengesiz davranışları artar, akıl hastanesine yatırılır ama asla eskisi gibi olamaz... Dostoyevski benzer bir olayı Suç ve Ceza'da Raskolnikov'un uykularını kaçıran en büyük kabusu olarak bir çocuğun çaresizliğiyle anlatır... Raskolnikov küçük bir çocuktur... Bir arabacı yorgun yürüyemeyecek halde ki atını; hiç acımadan, çekemeyeceği kadar insanla dolu arabayı çekmesi için kırbaçlar ve yanındakiler de onunla birlikte ellerine geçen her şeyle ata vururlar... Küçük bir çocuk olan Raskolnikov ata sarılır, ağlar yardım ister ama kimse ona yardım etmez... En sonunda arabacı herkesin gözü önünde atı vahşice öldürür... Yaptığından kendisi ve onunla birlikte olanlar büyük keyif alırlar... Milan Kundera Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabında Nietzsche'nin olayını şöyle değerlendirir... "Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığıyla özgürce ortaya çıkabilir. İnsan soyunun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı (iyice derinlere gömülmüş gözlerden uzak sınavı) onun merhametine bırakılmış olanlara davranışlarında gizlidir: Hayvanlara...Ve işte bu açıdan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır.O kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan almaktadır." Nietzsche ve Dostoyevski, insanların anlam veremedikleri merhametsizliği karşısında çaresiz
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
00 Sadece üç günlük ömrü olan kelebek papatyaya aşık olur. Ancak öleceğine saatler kala"'Seni seviyorum"' der. Papatya sadece "bende" diyebilir ve kelebek ölür. O'na sevdiğimi neden zamanında söyleyemedim diye ...papatya üzüntüsünden hasta olur. Yapraklarını dökmeye başlar, döktüğü her yaprakta "seni seviyorum" der, sonunda ölür. İşte bu günden beri sevdiğini söyleyemeyen Herkes, papatyaya sorar"Seviyor mu, Sevmiyor mu?" diye...
BİR AĞAÇTAN ON DERS; Bir ağacın gölgesinde adam felsefe kitabı okuyordu. Sorular üstüne sorular adamın kafasını karıştırmıştı. Başını kaldırıp ağaca baktı. —Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden yaşasaydım dedi. Birden ağaç dile geldi: —Ben düşünmüyorum belki ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki, dedi. Adam heyecanla: —Seni dinlemek isterim, dedi. Ağaç konuşmaya başladı: —At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak ve beni dinle sana on tane hayat dersi vereceğim, dedi. Adam heyecanlanarak: —Tamam dedi. Ağaç: —Dinle o zaman, dedi ve hayat dersini sıralamaya başladı: 1- Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Siz de bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.” “Yaşlı kurda yol öğretilmez.” 2- Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar düşerken baltayı alıp sana koşarlar.
İnsan diyorum; Toprağa ayağının değeceği, bahçesinde memleket türküleri söyleyeceği, oturup bir ağaç altında semaverde çay içeceği ve gece yıldızları seyredip, sabah kuş sesleriyle uyanabileceği bir yerde yaşlanmalı. Soğuk betonların ve taş yürekli insanların arasında değil..
- Tanrı'nın güneşi bu denli güzelse, sen bir de ötekini düşün. - Hangi öteki güneşi Adam?Çok büyük olan güneşi tanıyorum bir tek. - Daha büyük olan bir başkasından söz etmek istiyorum. Yüreğimizde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. Düşlerimizi de uyandırmak için göğsümüzde uyandırdığımız güneşten...