Allah'a doğrudan yardım edemezsin; Allah'a doğrudan hizmette bulunamazsın," derdi. Allah'a hizmet etmenin yolu insanlara yardım etmekten, hayatlarını daha iyi hale koymaktan geçer.
Hayatın değerini kavramalarını sağlamak için çocuklarına her fırsatta öyle dersler verirdi (…) kızına ve kardeşlerine o lüks, gösterişli, pahalı ürünlerin maliyetlerinin on ya da yirmi katına satılması için fakirleştirilmiş üçüncü dünya ülkelerindeki insanların ne kadar zor şartlar altında, nasıl meşakkatle çalışmak zorunda kaldıklarını anlatırdı. Varlıklı bir çevrede ve ortamda yașamalarına rağmen kardeşim, çocuklarının zihnini değer bilincine erecekleri şekilde yapılandırmaya çalışıyordu.
Kardeşim Muhammed Ali
Muhammed Ali sevdiklerine değer verdiği halde aklına koyduğu şeyi yapmaktan pek az şekilde caydırırdı. Kimi zaman bu iyi bir sonuç verdi, Vietnam savaşına katılması reddetmesi gibi; kimi zaman da kötü sonuçları vardı, yukarda bahsettiğim dolandırıcılara parasını kaptırması gibi.
Kardeşim Muhammed Ali
Muhammed Ali o kadar yardımsever ve temiz bir kalbi vardı ki, ikiyüzlü insanlar ve beleşçiler durmadan onu dolandırdıkları halde yine insanların sözlerine ve iş tekliflerine inanırdı. Kimi zaman hasta taklidi yapan birine beş bin dolar çek verir, kimi zaman da kendi ismini taşıyan bir içecek markası ya da kar amacı gütmeyen bir spor kuruluşu yapmak için ortaklık teklif veren insanlara parasını kaptırırdı. Buna rağmen insanların sözleriyle ikna olmak zor değildi.