Nedir insan, hep övülen bu yarı Tanrı? Güçlerinden, tam da en gerekli olduğu yerde yoksun kalmıyor mu? Sevinç içinde yükseldiği, acılarla yıkıldığı zaman, tam da uçsuz bucaksız sonsuzlukta kendini yitirmeyi özlediğinde, o vurdumduymaz ve soğuk bilince geri dönmüyor mu hep?
"İnsanın doğası sınırlıdır," diye devam ettim. "Sevince, kedere, acılara ancak belli bir dereceye dek dayanabilir ve o derece aşılırsa, insan yok olur. Yani söz konusu olan, birinin güçlü ya da zayıf olup olmadığı değildir! Kendi yaşantısına ne ölçüde dayanabiliyor, mesele budur!
Sonuçta dünyanın bütün işleri aşağılıktır; başkalarının sözüyle, hiçbir tutkusu ya da bir gereksinimi olmaksızın, para, şan şeref ya da bilmem ne uğruna didinen biri her zaman bir budaladır.