Sistem, yalnızlığı kötü bir şeymiş, kaçılması gereken bir arızaymış gibi konumlandırıyor. Çünkü biliyor ki insan yalnız kaldığında, o sessizlikte "Neden?" diye sormaya başlar. Bu sorunun önünü kesmek için bizi sürekli bir meşguliyetin, bir "yapılacaklar listesi nin içine atıyor. Kendi özgün duygularımızı yaşamaya vakit ve alan bırakmadığımız için, zamanla o duyguları üreten kaslarımız köreliyor! Bunu bir nevi "duygusal kiracılık" gibi düşünebiliriz. Kendi ruhumuzun sahibi değil de, sistemin bize sunduğu hislerin geçici birer kullanıcısı gibiyiz.