“Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek. İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat coşkunluğu duyanlar dünyanın biricik hâkimleridir”(C.M)
İhtiras Medeniyetinin dili çatışmadan beslendiği için onunla uzlaşmak mümkün değildir. Dünyaya siz hâkim olursanız korkunuza, korku belası ile onlar siner. Nefs-i emmâre ki bu medeniyetin alâmet-i farîkasıdır, mağlubiyeti asla kabul etmez! Nefs-i emmâre daima ‘ben’ der, diyemeyecek halde olsa bile ‘ben’ der. Onun doğası budur.
Bu dünyada güçlü olursanız, bir denge ve inananlarla inanmayanların huzurla yaşadığı bir dünya kurarsınız. Hâkim olursanız, işte ‘Pax Ottomana’ o! Her şeye rağmen, ‘Pax Romana’ da o! Ama ‘Pax Americana’ yok!
İnanan bir insan için Tanrısal emirleri bilmek ve gerektiği gibi hareket etmek zulüm olmuyor, adl oluyor. Bu sefer de hayatta denge oluyor, uyum oluyor. Ahenk ortaya çıkıyor. Dengeden, uyumdan, ahenkten de bir “Estetik” çıkıyor.