“Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek. İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat coşkunluğu duyanlar dünyanın biricik hâkimleridir”(C.M)
Psikanaliz, ruhî sıkıntıların ihtiraslardan doğduğunu ortaya koymuş ve itirafı bir tedavi vasıtası haline getirmiştir. Söylemek, birine bütün ıstıraplarını söylemek, başarılarını, hayal sükûtlarını anlatmak bir ihtiyaçtır. Fakat buna beyaz kağıttan ve bilinmeyen okuyucudan daha iyi kim elverişlidir?
Divan edebiyatının Türk tarihi ile alakası bulunmadığı iddiası mübalağalı bir görüştür. İslam medeniyeti, Osmanlı tarihinin inkişafı, müesseseler, örf ve âdetler hesaba katılmadan bu edebiyatı anlamak ve izah etmek imkânsızdır. İyi bakılırsa divan şiirinin, teşbihlerine kadar Türk tarihinin sadık bir aynası olduğu görülür.
Osmanlıcanın arkasında bin yıl içinde yaşamış bir medeniyet âlemi vardır. Türkçeye girmiş olan her yabancı kelime, atalarımızın kutsal bir değer verdikleri yüzlerce kitaptan aktarılmıştır.