Mehmet Kaplan

Mehmet Kaplan

YazarDerleyenÇevirmen
8.1/10
275 Kişi
·
1.170
Okunma
·
121
Beğeni
·
6826
Gösterim
Adı:
Mehmet Kaplan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sivrihisar, Eskişehir, 18 Mart 1915
Ölüm:
İstanbul, 23 Ocak 1986
18 Mart 1915 tarihinde Eskişehir Sivrihisar’da doğmuştur. Ortaöğrenimini Eskişehir’de tamamladı. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı asistanı, 1939′da lisans, 1942′de doktora, 1943’de doçent, 1952’de profesör oldu.
1958-1959’da Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde dekanlık ve rektör vekilliği görevlerinde bulundu. Kaplan’ın ilk yazıları 1930’ların sonunda Gençlik, İnkılapçı Gençlik dergilerinde göründü. 1943-1946 arasında İstanbul dergisinde yayınlanan inceleme ve eleştiri yazılarıyla tanındı. 1947’den sonra Hareket, Şadırvan, İstanbul, çağrı, Hisar, Türk Edebiyatı gibi dergilerde yazdı.
Önceleri incelemelerini metnin anlatım biçimine dayandırırken; daha sonraki yıllarda sanatçının kişiliği, biyografisi, psikolojisi gibi öznel etkenlerle metin arasında bağlantılar kuran bir yaklaşımla edebiyat tarihine yöneldi. Dilin yenileşmesi karşısında tavır aldı. Kaplan’ın yabancı dilleri: Fransızca, İngilizce, Almanca’dır. 23-02-1986 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.
Konuşma bir insan hakkında pek az bilgi verir. Kültürlü bir insanı tanımak için okuduğu, bilhassa tekrar tekrar okuduğu kitapları bilmek lazımdır.
Dünyada herkes bir başka şeye müptelâ: Kimisi mevki için rahatını feda ediyor, kimisi mevkiinden düştüğü için ıstırap içinde, kimisi zengin iken fakir olmuş, kimisi zengin olmak için çırpınıyor. Kimisi sevgilisinin gözü ile büyülenmiş, kimisi onun saçlarına bağlı. Kimisi iki sevgiliyi birbirinden ayırmak için efsun okur.Kimi birisini ele geçirmek için dua nüshası yazar. Hâsılı, herkes kendine has lüzumsuz bir ihtirasa esir olmuş...
Yunus'un inancına göre insanda iyilik kuvvetleri kötülük kuvvetlerinden üstündür. Yeter ki insan kötülük kuvvetlerinin esaretinden kurtulmayı istesin ve kendinde bulunan iyilik kuvvetlerini, akıl ve iradenin varlığını idrak etsin.
350 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Şiir yazma konusunda acemi, okuma konusunda zayıfken bir şiir inceleme kitabına inceleme yazmak hadsizlik olur biliyorum. Ama iki azmettirici Kübra A. ve Emin K. kitapla ilgilenmiş olduğu için cürmümü aşan bu incelemeye cesaret ettim.

Tanpınar’ın daha önce “Bütün Şiirleri"ni ve Huzur romanını okumuştum. Aslında kütüphaneye gittiğimde amacım Nihat Sami Banarlı aracılığıyla Tanpınar’ın şiir dünyasına ulaşmaktı. O sırada bu kitabı görünce Mehmet Kaplan da Tanpınar’ın öğrencisi diye düşünerek buradan başlamak istedim. İki endişem vardı. Hoca-Çırak ilişkisinden dolayı objektif olma güçlüğü ve akademik dilde biraz ağır gelebileceği düşüncesiydi. Ama hem şiir tekniği, hem de tarafsız değerlendirme açısından çok beğendiğimi söylemek isterim.

Tanpınar şiirlerinin fikri altyapısı, şairin dünya görüşü ve şiirlerini besleyen hayal dünyasının izlerini takip eden doyurucu bir inceleme kitabı olduğunu düşünüyorum. Yirmi yıl boyunca neredeyse her gün Tanpınar’ı gören bir öğrencisi tarafından yazılmış olması kitaba ayrı bir önem katıyor.
Tanpınar’ın kitabına aldığı ve kitabının dışında kalan belli başlı şiirleri, farklı dergilerde üzerinde değişiklik yapılmış halleriyle karşılaştırmalı olarak okurlara sunuluyor. Ayrıca kitap, Tanpınar’ın ölümünden on üç gün önce yazdığı ve yarım kalmış hatıraları, Antalyalı bir genç kıza yazılmış mektubu ve Kerkük Hatıraları ile zenginleştirilmiş.

Kitapta yapılan şiir analizlerinde şairin çocukken kaybettiği annesinin hayalinin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Tanpınar’ın şiirlerinde sıkça kullanmış olduğu zaman, ayna, sonsuzluk hissi, rüya gibi sembollere sıkça rastlıyoruz. Fikri anlamda Tanpınar Yahya Kemal’in öğrencisi olsa da şiirlerinde hocasına benzememe yönünde özel bir çaba içinde olduğunu görüyoruz. Nitekim şiirlerinde kullanmış olduğu semboller (imaj) ile cümle ve söz dizimi yapılarında (sentaks) kendine has bir yöntem geliştirmiştir. Şiirlerinde hocasına benzememek için deniz imajına yer vermekten kaçınmış. Şiirleri arasında en çok rağbet gören “Bursa’da Zaman” şiirini hocasının eserlerine benzediği için kitabına almamayı düşünecek kadar taklitçilikten uzak bir şair olma yönünde çaba sarf etmiştir.

Tanpınar’ın Yahya Kemal’in öğrencisi olduğu şiirle ilgi hemen herkes tarafından bilinir. Mehmet Kaplan aracılığıyla Tanpınar üzerindeki Freud, Jung, Proust, Bergson, Fransız şairleri ve özellikle Paul Valery’in etkili olduğunu öğreniyoruz. Şairin hayatı boyunca bağlı kaldığı estetik görüşe yer verilen incelemede, şairin Valery’nin duygu ve düşünceleri sembollerle ifade etmesinden etkilendiğini ve bilhassa kelimelerden daha mühim olan şiir sentaksına yer verildiğini görüyoruz.

Şiir tekniği ve sentaksından bahsetmişken Sartre’in algı, anı ve düşünce imgeleri ile ilgili kitabını (İmgelem) ve (Karabatak-dergisi-sayi-42-, Şiirin Kaynakları- Anı, Algı, Düşünce – Hayrettin Orhanoğlu) yazısını tavsiye ederim.

Özellikle Tanpınar’ın şiir ve romanlarındaki ana unsurlar arasında yer alan “Zaman” kavramı üzerinde Valery oldukça etkili olmuştur. Nitekim şair yayınlanmış olan mektubunda özetle şöyle demektedir;
“Yahya Kemal’in üzerimdeki asıl tesiri şiirlerindeki mükemmeliyet fikri ve dil güzelliğidir… Bende asıl büyük tesir Fransız şiirinden ve bu tesirin Baudelaire- Mallarme- Valery kolundan gelir…Asıl estetiğim Valery’yi tanıdıktan sonra teşekkül etti. Bu estetiği veya şiir anlayışını rüya kelimesi ve şuurlu çalışma fikirleri etrafında toplamak mümkündür. Yahut da musiki ve rüya”.(S.228)

Musikiye ve sanata bu kadar gönül vermiş bir şairin şiirlerinin analiz edildiği bir kitabın incelemesine çok sevdiği Tanburi Cemil Bey’den bir taksimle son vermek istiyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=7yH6o7YGG4c

Keyifli okumalar:)))
230 syf.
·54 günde·Beğendi·8/10
anahtar kelimeler: kültür, dil

her üniversite çağına gelmiş, edebiyat okuyan öğrencinin okumasının farz olduğu mehmet kaplan’ın deneme kitabı.
kaplan, “kültür, dilden doğar.” der. fakat bu onların ayrı semantiklere sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. belli bir insan topluluğuna (millet) ait sesli göstergeler dizesi dil olarak nitelendirilir. aynı millete mensup toplumlar, aynı dili konuşurlar. milletin oluşumu ile birlikte maddi ve manevi özellikler oluşur. bu özelliklerin bütününe kültür denir. kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar.
mehmet kaplan kitapta “ağaç da bir kültür mahsulüdür.” der. atalarımız ağaç ile mimariyi uzlaştırmışlardı.
bununla beraber kitabında sıkça yahya kemal’i methetmiş, hatta “kendi gök kubbemiz” şiirine de yer vermiştir. türk asıllı olmayan, fakat yüzlerce yıldan beri türkler tarafından benimsenmiş, sevilmiş, türk kültürüne hizmet etmiş “saat, hür, mimar, sükûnet, tarih...” gibi kelimelerin türkçe’den atılırsa, şiirlerin güveler tarafından yenilmişe benzeyeceğini söyleyerek öz türkçe akımını yermiştir.

kültürü dilden ayrı tutmak, onu dilin içine ihtiva etmemek millet kavramına aykırı ve yanlış bir tutumdur. konuyla ilgili kitaptaki bir pasaj: “ milli şuur” adı üstünde “şuur” demektir. şuur ise bilmek, farkına varmak mânasına gelir. milletinin tarihini bilmeyen, kelimenin gerçek mânası ile “milli şuur”a sahip olamaz.
230 syf.
Edebiyat profesörü Mehmet Kaplan' ın dil, kültür, sanat, musiki, edebiyat içerikli denemelerinden oluşan "tespit" kitabıdır.

Sindire sindire ve küçük notlar alarak okuduğum bir kitap oldu. Düşüncelerini örneklediği küçük hikâyelerle bile birikimin ne kadar çok olduğunu görebildiğim bir yapıt.

Kaplan, dile ve kültüre dair akıldaki çoğu sorunun cevabını yeterince vermiş.
Edebiyattan, tarihe, sanattan musikiye, dine, orduya değin her konunun nasıl dönüp dolaşıp dile ve kültüre dayandığını gösteren tespitleri içeriyor.

Geçmişe, köklere verdiği değeri ve verilmesi gereken değeri divan şair ve yazarlarına atıfta bulunarak sunar.
Öyle ki yeniliği isteyenlerin bile eskiye muhtaç olduğunu söyler.

Kaplan aslında dil felsefecisi Wittgenstein' ın "Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır." görüşüne paralel düşünür, kelime ne kadar fazlaysa dünyaya bakış, dünyayı görüş o kadar artacak düşüncesindedir. Aktif kelime hazinesi yüksek olan bireylerin olaylara geniş açıdan bakması tesadüf olamazdı zaten..

Düşüncenin tesirine fazlasıyla inanır.
Baskıcı, otoriter rejimlerin korktuğu şey düşünen insandır. Bu yüzden alıkoydukları insanlar genelde "düşünce suçluları"dır.
Ve topluma mâl olmuş kelimeleri yabancı menşeilidir diye dilden atmak düşünce akımını durdurduğunu söyler, halkın gerçeği bilmekten mahrum bırakıldığını savunur.
Bir Öz Türkçeleştirme çabası olacaksa da bu, henüz dile yerleşmemiş, yeni kelimelerle yapılmalıdır. Aşırı Öz Türkçeleştirme Kaplan' a göre dile zarar verir, nesilleri geçmişinden koparır. Bu çaba içinde olanlara "Dil Güveleri" yakıştırmasını yapar.

(Güve: Eşyalara, gıdalara zarar veren böcekler.)

Sözün özü dile, kültüre bu ikilinin etkilediği tüm alanlara dair boşluk bırakmadan, doyurucu bilgiler içeren bir kitap.
333 syf.
·9/10
Öncelikle bu platformu yeni keşfettiğimi söylemek istiyorum. Okumalarımı sizlerle paylaşmak zevkli olacak. Umarım dirayetli bir şekilde devam edebilirim. Esere geçmek istiyorum. Mehmet Kaplan'ın Büyük Türkiye Rüyası adlı eseri görür görmez dikkatimi çeken eserlerden biriydi. Adı bana sevdiğim iki ilim ve bilim adamlarından Cemil Meriç ve Oktay Sinanoğlu'nu anımsattığı için güzel olup olmayacağından şüphe duymadım. Öyle de oldu. Kendi üslubuma yakın bir anlatımı olduğu için okurken ayrıca zevk aldım. En fazla iki günde okuyabileceğiniz bir kitap. Dahası değerlerimizden bir bütünlük içerisinde bahsetmesi yeni kültürleri öğrenmeye teşvik etmesi kitabı nezdimde daha da değerli kıldı. Deneme tarzı bir kitap. İdeolojinin her çeşidini fanatizm olarak değerlendirdi Kaplan. Bu fikrine katılıyorum. Nitekim Cemil Meriç'te izmler, düşüncelere giydirilmiş deli gömlekleridir der. Yazar var olanı tüm çıplaklığıyla sayıp döktükten sonra tek kelimelik bir çözüm önerisinde de bulundu. Açık olarak söylemiyor ama kitap kelimeyi sanki her sayfada haykırıyor. Umarım beğenirsiniz️
230 syf.
·Puan vermedi·
Türk dili arâştırmaları konusunda uzman bir kişiliğin kaleminden dil bilgisi Türk dili hakkında gerçek bir şeyler okuma isteyenler için bence gayet faydalı bir kitap.
Ama size en büyük tavsiyem eğer bir Edebiyat veya Türkçe Öğretmeni adayıysanız hocanızın zoruyla okumak yerine isteyerek okuyun inanın daha çok faydasını göreceksiniz.
-Bir Türkçe Öğretmenii
230 syf.
Edebiyatla ilgilenen herkesin okuması gereken bir eser. Özellikle edebiyat bölümünde okuyorsanız yahut yeni mezunsanız Mehmet Kaplan’ı iyi anlamalı ve okumalısınız bence. Türk Dilinin temel sorunlarını, kültür meselesini izah eden en güzel eserlerden. üniversitelerde genellikle Mehmet Kaplan’ın hikaye ve şiir tahlilleri okutulur halbuki bu eser hem anlatımın işlekliği hem de değindiği meseleler bakımından öncelikle okunması gereken bir eser.
Bir ülkeyi yalnız orduları değil, fikir adamları, şairleri, ressamları da korur. Bilgi ve sevgi de bir koruma vasıtasıdır. Hem de en güzel , en tesirli koruma vasıtası !!
230 syf.
·21 günde·10/10
Bir milleti millet yapan değerleri dilidir . Ve Kaplan hoca bunu sıkmadan gayet başarılı bir şekilde aktarmayı başarmış. Yanlış batılılaşmanın, islamiyete geçişin sonuçlarını, getirilerini, götürülerini her şeyi göz önüne seriyor. Kitabı sadece Türk dili ve edebiyatı eğitimi alan kişilerin değil, en azından lise müfredatında yer alması gerektiğini düşünüyorum. Bir ülkenin ilerlemesi veya gerilemesi için en birinci faktör eğitimdir. Doğru eğitim, doğru kişiler tarafından aktarıldığı zaman bir ülkenin kalkınmaması olanaksızdır. Bilinçli bir toplumu, kendi özünü kaybetmemiş bir toplumu kimse yıkamaz. Son olarakta siyasi hayata atılan insanların bu kitabı illa okuması gerektiği kanatindeyim.
230 syf.
Hızla küreselleşen ve farklılıkların da aynı hızla yok olduğu dünyada kültürel değerlerimizden koptuğumuzu, kendimize ve içine doğduğumuz topluma yabancılaştığımızı fark edemiyoruz, belki de fark etmek istemiyoruz. Peki günlük yaşamda dilimize pelesenk olan kültür nedir?

Kültür kavramının kökeni; Latince cult- "ekip biçmek, toprak işlemek" fiilinden +tura sonekiyle türetilmiştir. Fransızlar da bu kavramı culture "toprağı ekip biçme, tarım; terbiye, eğitim" olarak Latince’den almışlardır. Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden olan Prof. Dr. Mehmet Kaplan adeta bu tanımları harmanlayarak; “kültür, maddi ve manevi her şeyi işlemek ve geliştirmek demektir. İnsanoğlu tabiatı işleyerek kendi iradesi altına aldığı gibi, kendisini de maddi ve manevi olarak işlemiştir.” diyerek kültürün insan yaşamıyla bağlantısını kurmuş, bir milletin kültürel değerlerinin başına da ‘dil’i yerleştirmiştir.

Buram buram Türk tarihi kokan kitap, milletlerin kültürel değerlerini koruması gerekliliğinin altını çizmekte buna karşın günümüz değerlerinin de göz önünde bulundurulmasını ve her iki değerin harmanlanarak milletlerin kültürlerinden kopmadan çağın gerekliliklerine ayak uydurabileceklerini belirtmektedir.

‘Kültür’ ve ‘dil’in; ince elenip sık dokunarak ele alındığı, sorunlarının ve çözüm önerilerinin yer aldığı kitabı yalnızca edebiyat çerçevesi içinde değerlendirmenin yetersiz kalacağı kanısındayım. Zira bunların dışında tarih, güzel sanatlar, doğal güzellikler, İslamiyet ve sosyo-ekonomik konular da kültür ve dil kavramlarıyla ilişkileri bağlamında ele alınmıştır. Bu sebeplerle, edebiyat bölümü öğrencilerine ders okuması olarak verilmesinin dışında, bakış açısını geliştirmek isteyen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Çiğdem
Çiğdem Şiir Tahlilleri 1 Tanzimat’tan Cumhuriyete'yi inceledi.
235 syf.
·Beğendi·10/10
Hayatımda okuduğum en iyi iki kitaptan biri. Diğeri de Mehmet Kaplan'ın Hikaye Tahlilleri idi zaten.
Üşenmesem içindeki şiirlerin adını tek tek yazardım ancak üşeniyorum.
Hoşuma giden şu: Şiirler Mehmet Kaplan'ın derin bilgisi ile incelenmiş ve bunlar detaylı incelemeler. İlgisi olanları zevkten dört köşe edebileceği gibi ilgisi olmayanları sıkıntıdan boğabilir.
Farklı şair ve şiir görmek isteyen herkese önerimdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Kaplan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sivrihisar, Eskişehir, 18 Mart 1915
Ölüm:
İstanbul, 23 Ocak 1986
18 Mart 1915 tarihinde Eskişehir Sivrihisar’da doğmuştur. Ortaöğrenimini Eskişehir’de tamamladı. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı asistanı, 1939′da lisans, 1942′de doktora, 1943’de doçent, 1952’de profesör oldu.
1958-1959’da Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde dekanlık ve rektör vekilliği görevlerinde bulundu. Kaplan’ın ilk yazıları 1930’ların sonunda Gençlik, İnkılapçı Gençlik dergilerinde göründü. 1943-1946 arasında İstanbul dergisinde yayınlanan inceleme ve eleştiri yazılarıyla tanındı. 1947’den sonra Hareket, Şadırvan, İstanbul, çağrı, Hisar, Türk Edebiyatı gibi dergilerde yazdı.
Önceleri incelemelerini metnin anlatım biçimine dayandırırken; daha sonraki yıllarda sanatçının kişiliği, biyografisi, psikolojisi gibi öznel etkenlerle metin arasında bağlantılar kuran bir yaklaşımla edebiyat tarihine yöneldi. Dilin yenileşmesi karşısında tavır aldı. Kaplan’ın yabancı dilleri: Fransızca, İngilizce, Almanca’dır. 23-02-1986 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 121 okur beğendi.
  • 1.170 okur okudu.
  • 59 okur okuyor.
  • 396 okur okuyacak.
  • 28 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları